10 Haziran 2013 Pazartesi

Kolpa Anarşik Sayıklamalar

Birini insanlara gösterdiğiniz, diğerini kendinize sakladığınız, bir üçüncüsünün ise farkında bile olmadığınız tüm yüzlerinizi alın ve galaksilerce uzağa gidin.

Satın aldığınız materyallerden aldığınız haz kadar anlamsız anılarınız, taptığınız kağıt parçalarının çokluğuyla ölçülen yaşantılarınız, herkesle paylaşmaya pek meraklı olduğunuz ‘küçük’ mutluluklarınızla birlikte uzaklaşın.

Yüreğiniz kan revan içindeyken oynadığınız gülen yüz maskeli oyunlarınızı, herkesle ve her şeyle dalga geçerek inşa ettiğiniz kişilik hegemonyasını ve çevremde yarattığınız gereksiz gölgelerinizi de alın ve beni fıçımda, yalnız başıma, yalın ayaklarımla bırakıp gidin.

İlişkilerinizin yalancı sureti, aşklarınızın klonlanmış sahteliği, yangın yerine dönmüş idlerinizin üstünü örtmek üzere battaniye olarak kullanmak için süperleştirdiğiniz egolarınız ve bile isteye köleleştirdiğiniz gözü bağlı yaşantılarınız kadar dünyanız. Ve öylesine her şeye sahip olduğunuzu sandınız ki aynılıklar sıranızın dışına taşmış en küçük bir söz kadardı tahammül sınırlarınız. 

En çok da sahip olmayı bir halt sandınız. 


Heyecanla kabul ettiğiniz her felsefe ve şiddetle reddettiğiniz her düşünce kadarsınız.

Kaybedecek çok şey elde etme hırsıyla geçti günleriniz ve aslında bunların size sahip olduğunu anlayamadan taşlarınızı dizdiniz. Sonra özenle hamlelerinizi planladınız ve hevesle oyuna başladınız. Siz mükemmel oyuncular olduğunuzu düşünürken içimden güldüğüm tüm yalanlarınız, birkaç hamle sonrası görünen basit yanılgılarınız, insanları yaftaladığınız sıfatlarınız, çok karmaşık ve farklı yaşamlarınız,  paşa gönüllerinize endeksli alışkanlıklarınız, uymaya çok meraklı olduğunuz toplumsal normlarınız, özenle mubahlaştırdığınız günahlarınız ve sadece ten ve terle sınırlı dokunuşlarınızla beraber yok olun.

Ben bu oyunda yokum. O yüzden uzak durun.

Evet, mızıkçılık yapıyorum. Bu yüzden beni dışlayın. Yazdıklarımı yüzünüzde alaycı tebessümlerle okuyun. Ben konuşurken içinizden kahkahalar atarak dinleyin. Ki böylece beni sevmeyin, hatta benden nefret edin. Ve kolayca kaçıp gidin.

Ben bu oyunu oynamak istemiyorum. Gerektiğinde tüm oyunları bozmaya çalışıyorum ve itiraf ediyorum bunu yaparken çok eğleniyorum. Çünkü ben yaşadığım boktan gezegenden gülünç bir kukla tiyatrosu izliyorum.

Ben aslında en başta kendimi kovuyorum ama yine de önce siz gidin. 

Varlığımı unutun. Etrafımdan yok olun.

Tüketim saçmalıklarınızı, moda bloglarınızı, çarkı döndüren çok değerli yaratılarınızı, diyet saçmalıklarınızı, tarihin kötü bir ekosu olan devasa yapılarınızı, kişisel gelişim zırvalıklarınızı, taptığınız para imparatorluklarını, yalancı görüntülerle özenle süslenmiş aptal kutularınızı da beraberinizde alıp gidin ve benden uzak durun.

Çünkü ben sizinle oynamak istemiyorum.

Ve ben bu oyunda zaten en baştan beri yokum. 


3 yorum:

Adsız dedi ki...

Anlatımınız çok başarılı,beğenerek okudum.Tebrikler:)) Yeni yazıları bekliyoruz :))

Adsız dedi ki...

Çok başarılı olmuş. Bu tarz yazılar sana daha çok yakışıyor sanki. Bu tarz bir yazın daha vardı başlığını hatırlayamadığım. Gerçekten çok iyi. Yolun açık olsun..

Adsız dedi ki...

gayet başarılı devam..