29 Eylül 2010 Çarşamba

Ruhi ' nin istifası...


bütün saçmalıklarınız sizin olsun...bütün kişisel gelişim zırvalarınız cebinizde kalsın abiler...guuuggle'lardan bulup panolara astiginiz o en berbat haliyle cevrilmis kisisel gelisim'le alakalandirmaya calistiginiz o filozoflarin sozleride sizde kalsin...hedef hedef hedef disiplin caliskanlik v.s degilmi alın onlarda sizde kalsin butun hedeflerinn en 12 sine cuneyt arkın oklariyla yol alin siz...o koltuklarin golgelerine siginmis koltuklarin golgelerinden korkan o her gordugumde gulmemek icin zor dayandigim o dünyalarin hepsi sizin olsun...alın o boktan kitap diye tasidiginiz birbirinize ove ove bitiremediginiz birbirinin aynısı kitap serilerinizde...hepsi sizin olsun ben eski kendimi seciyorum...

cay'dan anlamayan adamla ne konusulur-ki zaten Murat
cay ocaginda ne isin var diyen adamlarla konusulurmu memleket meselesi sen soyle...
haldan anlamayan insanlıktan anlarmı be oğlum...
şiir bilmeyen insanı ne bilsin...

aslında merak etmiyor degilim biliyormusun bunlar nasil bu hale geliyor?hic mi kardesiniz dostunuz olmadi su hayatta hic mi mahalle kavgalarinda , maclarinda birimiz hepimiz hepimiz birimiz demediniz hic mi bir orgut kurup meyva araklamadiniz ?nasil bir evrim sonucu salt cıkarınızı dusunmeden selam bile veremez oldunuz...

yok oglum yok ölürüm lan ben sizinle kalsam ihanetin en buyugunu yasarim...size inanan biri olmaktansa şiire inanırım oglum ben sizi dinlemektense bir kosede dinlenirim...hergun sizin gibi olmaktansa zoraki selamlardansa ictenlikle kedilere selam veririm eskisi gibi vapur düdüklerine eslik ederim mendilci cocuklarin gozlerindeki yasamı severim alayınıza ve alayımıza ettigi o kallavi kufurleri duyarim...

yasanmaz oglum aranizda bu oynadiginiz rollerin hepsi sizin olsun "şöyle kuvvetlice bir hassiktir cekeyim" bu istifa benim olsun.

15 Eylül 2010 Çarşamba

fikri hür vicdanı hür denemeler no.1

şimdiye kadar hiçbir valilik konağına zarar vermişliğim yok. penceresine taş bile atmadım. atsaydım ne olurdu. kötü şeyler olurdu. neden? çünkü o silahların içindeki mermi yasal ve kalibresinin hiçbir önemi yok. rahmetliye öykünüp enternasyoneli basmak gibi bir niyetim de yok. anarşi şimdilik hobi olarak zuhur ediyor beynime. neyse ki sinirlerimi kontrol altına almayı altı yaşımdayken geçirdiğim nevrotik kamyon parçalama eylemlerinden sonra öğrendim. çevreye saçtığım plastik tekerlek parçaları sebebiyle kamu yararı gözetilerek kamyon parçalamam sakıncalı görüldü. ikinci celp kağıdını takiben mahkemem yapıldı.yaşım dolayısıyla cezai hükmüm hafifletildi.sekiz ortalı kareli harita metod defterini doldurana kadar adalet mülkün temelidir yazdım.halbuki senin de bildiğin gibi, ademoğlunun yerleşik hayata geçme sürecinde mağarasını bırakıp uçsuz bucaksız çayırlara göz dikerek çitle çevirip “aha buralar benim oldu” diyen açgözlü hipnetor, mülkiyet hırsızlıktır. evet. ilk devlet sahibi olarak bu sözüm sanaydı. fakat fazla üzerine varmıyorum. başlattığın akımın doğası gereği muhtemelen petrol olmuşsundur. şüphesiz ki meseleye uyanan bir garibanın zihninde pardıldayan “lan!” ünlemi sonrasında devlet terörünün ilk örnekleri de görülmüştür. belki neandertaller soykırıma uğradıkları için yoklar. sorun şu ki küçük burjuva olabilseydim bunları asla düşünmezdim. biraz para biriktirmem lazım. bi dükkan açardım iyi kötü yükseltirdim kar marjımı. plazma tivi, split klima, robdöşambır derken sadece karşı komşunun bahçesindeki çimlerin neden daha yeşil olduğunu sorgulardım. yaz gelince rus çarı gibi sıcak denizlere inme hayali.sosyal demokrat tavırlar.bor madenleri.picasso reprodüksiyonları.hemen kızma hafız.fiş kesmeyerek falan anarşiyi hobi olarak yine devam ettirirdim. bu bir ikiyüzlülük mü? bittabi.şimdilik sovyet sınırına kadar durmaksızın çekilen halaylara, düşük viteslerde tırmanılan ötüken yokuşlarına, açık alınlara yapıştırılan paralara, o son birayı içmeyecektik bakışlarına, yanık sesli führere ve hatta ingiliz muhipleri cemiyetine karşı eylemlerimiz sürüyor. gidiyorum. kelimelere dönüp geri geleceğim.