27 Mart 2015 Cuma

Göğe uzayan sakallar

Gecenin mavisiyle birlikte kaybolan düşlerinin ardından bakan adamların göğe doğru uzayan sakalları vardır.Kızıl,sarı veya siyah fark etmez hepsi yeterince uzadıysa eğer,çenesinden ağzına doğru uzanan sakalları kemirirler,ya da size öyle görünür,öyle görünür ki sabah 8 akşam 5 çalışmanın değerini bir kez daha anlamayasınız diye.Öyle görünür size,bitkin ve umutsuz gençliğinizi yaşayamadığınız belli olmasın diye.O amına koduğumun sıralama sınavlarında daha rahat sıralama yapasınız,cam binaların ardında rahatça ego orgazmları yapasınız diye.70 yaşında ölmeyecek oluduğunu varsayıp bankaların en taşaklı müşterilerine;sen bu değilsin gel sana bireysel emeklilik yapalım demek için vardır belki de o adamlar.Aslında senin korktuğun ve yaşamaya gebereseciye can attığın hayatı yaşıyordur o adamlar veya kadınlar.Belki de sokakların tozunu kaldırıyordur senin gibi üst makamların götünü kaldırmak yerine.En olmadık sevdaları yaşıyordur,sen daha ilk defa serviste gördüğün birine merhaba demeden geçen korkaklığında boğşurken o kim bilir kaç kere seni seviyorum diyordur birinin o bilmem kaç delikli kulağına.Sen hafta içi resmiyeti taşırken acaba o kaç kişiyi taşıyordur yüreğinde.Senin hiç sikinde bile olmazken bu evren,o belki de herhangi tanımadığı insan için sosyal savaş veriyordur meydanlarda.
Ödevleri ve sikik sıralama sınavları değil,hayatı tam anlamıyla yaşayanlar yalnız ölmüyordur belki de.

18 Mart 2015 Çarşamba

ateşi yanmayan tepenin görüş mesafesindeki diğer ateşler

Balıkçı restoranında oturmak yanlış olabilir
Çünkü ikimizde balıktan ve su insanlarından hoşlanmıyoruz
Bu saatte geri kalan yaşamlarımıza
Kendi iskambil kağıtlarını kendi lehinde kullanacak bir falcı
-ki kendinden ne kadar emin bilmiyorum-
Ya da çok bira içilmiş bir gecenin sabahında
Midenin kendini göstermek adına peydah ettiği bir sancı
olarak devam edeceğiz

Şehirden evime gidebileceğim tek şey metrobüs
Aklım almıyor, ama kanım kaynıyor
Yani düşünemiyorum nasıl olabilir
Hayat ikimiz için nasıl bu kadar istanbullu
Ben yol seviyorum
 yol benim,
Yanıma oturan kızın benimle bir alakası yok
İkimiz de durak insanıyız.

Tarih teşekkürden ibaret
En azından benim için öyle
Bunu çok görmesin insanlık
İşte böyle de bir egom var
Güneş doğmaya yakın;
Ama görüş alanım çok karanlık
Gözümle gittiğim Her sahil kasabasını kendi yüzümle aydınlatıyorum
Ama peki kendime ne faydam var.

Sözler yalnızca bende
Ateşin yandığı, kendini yaktığı
kadarı
Bir film izlemişim de ömrümde
İlk defa gibi de bir yandan
Sanki ilk kez anne olur gibi bağırıyorum ama sen bunları kendi üstüne alınmıyorsun
Alınmanı gerektirecek bir şey yok
Ben de çok yalnızım
Epey şanssızım
Günlerin getirdiğini göremeyen
Kendine dönük biriyim
2015te iphone 5 şairiyim
Kayıp değilim
Öksüz değilim
Belki beynim yanık
Ama senin yanık kalbinin
Cezasını çekmek zorunda mıyım
Bence öyleyim
Yolum yok
Dilim yok
Adım yok
Her günü, ilk günmüş gibi yaşıyorum
Acı eksiğim var
Ama tüm bunlara rağmen senin dolgun göğüslerin
Ve beni çileden çıkartan bazı insanlık hallerin
Var
Ben senin insanlığına öyle çok hayranım ki
Aklıma gelen bütün küfürler senin adından korkuyor
Ben vampir sen sarımsak
Kendimi eh biraz seviyorum
Sen varken biraz daha az
Ama olsun
Ama varsın
İçerenköyde eczane aradığımız günü hatırlarsın
Eczane arıyoruz Senin lens solüsyonun yok
Ve ben Doğum kontrolle alakalı
Hiçbir şeye henüz aşina değilim
Kendimle alakalı bir meseleye
Yemsiz kancaya takılmış balık gibi
Körü körüne takılmışım.
İçerenköyden bahsediyorum
Orası bazı meyvelerin anavatanı
Coğrafi bir ayrımcılık değil bahsettiğim
Anılarla alakalı

Güzel sözcük kalmadı ikimizin arasında
O kadar kötü kullandık ki her şeyi
O kadar ota ya da boka
Küfürler bile -ki onlar da ikimizin arasında- Tüketildi.
Sana soramıyorum "beni gerçekten sevdin mi"
Hayır demezsin
Sessizce ağlayacağımız çok durak
Çok ev ve
çok kırmızı ışık var
Çünkü trafik bizim için bir hayat felsefesi
Sen hayatımda tanıdığım en güzel izmirlisin
İzmir benim için memleketin en gerçek ruh silkentisi

Öküzüm bazı anlarda
 özellikle sensiz kaldığım
Severim kadınları ama çoğu yolsuzken bir ben aradığım
Trafikten, isimden ve akbil gişelerinden öğrendiğim bir şey var
Metrobüsün gittiği yerdir yuva
Avcılar mı beylikdüzü mü
Ölsek de özleriz
Hatırlarız aşkın ve nefretin en gerçek yüzünü
Sen futbol takımı değilsin
Sen taksi plakası değilsin
Sen bar işletmek değilsin sevgilim
Değilsin ama olmAdıklarınla da bir o kadar sensin
Şehrimin köprülerini ne güzel geçiyorsun
Her şeyi kendine benzetiyorsun
Her an yolunu gözletiyorsun
Benimse çişim var, Küçükçekmecedeyim
Sanırım şu an küçük çaplı bir sinir krizi geçiriyorsun

14 Mart 2015 Cumartesi

Nusret amca çok iyi bir insandı

Bir gün eve dönerken kahveye uğradım yine babamdan para alıp eve gidecektim,para; kitap,defter veya daha bok püsür olan bir şey için istenecek ve yine sigara alıp evin yolunu tutacaktım.Kahveden içeri girdim sigara dumanından ocak görünmüyordu,rahmetli annem de sürekli bundan şikyetçi olur babam da " napıyım adamlara sigara içmeyin diyim de bir daha gelmesinler mi " derdi.Ocağa doğru yürüdüm babam yoktu."Kolay gelsin Nusret amca" dedim.Eyvallah deyip başımı okşadı.Babam nerde diye sordum."Gelir birazdan" dedi.Sen niye geldin ki demeden 10 lira verdi bana.Nusret amca bilirdi benim neye ihtiyacım olduğunu.Annem öldüğünden beri bizimle yaşıyordu,anneannem bile severdi onu hatta ara sıra sadece artislik yapmaya gelen teyzem de severdi.Nusret amca çok iyi biriydi.Nusret amca aileden biriydi.

Babamla çocukluk arkadaşıydı Nusret amca,aynı kahveyi işletir aynı evde kalırlardı.Babam hep derdi "benim yarım değil,ben neysem o da odur Nusret amcan senin için" Sigara içtiğimi bilir babama söylemezdi,her yediğim halttan  haberi vardı ama beni çok severdi Nusret amca.Neyse bir gün yine evde sigara ve bira içiyorum biraz daha büyüğüm o zamanlar lise son sınıfa gidiyorum.Babam aradı enkesörlü telefondan "Nusret çok kötü çapadayız hemen gel" dedi.Gittim ama yetişemedim ben daha yanına bile varamadan ölmüştü Nusret amca.Babam çapa tıp fakültesinin önünde sigara içiyordu koştum gittim yanına"nerde Nusret amca" dedim "öldü" dedi.Çok soğuk kanlıydı babam annemden beri ama ben ilk defa sevdiğim birini kaybediyordum.Annnemi de seviyordum ama ben daha bir yaşındayken ölmüştü o,insan annesini sevmez mi hiç seviyordum ama hatırlayamıyordum.Nusret amca kadar tanımıyordum onu.O yüzden bende babamın değil de Nusret amcanın ismini verdim oğluma,çünkü babam hala yaşıyor.Evet şu an o da bilmiyor tüm bunları çünkü daha üç yaşında.Peki ya sizin oğlunuzun isminin anlamı nedir ?

4 Mart 2015 Çarşamba

şubat 2014

seni tanıdığım güne lanet olsun
çünkü bu otellerin hepsi sen yokken de oteldi
otobanlar yine sıkışık
ara sokaklar yine yarı zamanlı futbol sahasıydı
bu çimler o zaman da yeşildi
şaraplar belki daha ucuzdu ve sigaralar birkaç lira daha
sessizlik daha az rahatsız ediciydi, evde olmak güzel bir şeydi
kedi sevmezdim ama sevmek için çaba da sarfetmezdim
olmadığım biri olmak için, sırf sen sev diye
ya da daha çok sev diye
olamayacağımı bile bile ve işte olamadım diye
yaşamaktan vazgeçmezdim.

insanüstü bir çabayla bölüyorum kendimi
uzanıyorum ekmek kesme makinası gibi bir şeyin üzerine
sıcaksın abi, kesemez alet diyor çocuk
siktir git ulan diyorum, bas düğmeye

mesele değildi kendimle olan problemlerim
kendimi ciddiye almıyor, düşmandan bile saymıyordum
seni tanıdıktan sonra
en büyük düşmanıyım artık, kendimin.

3 Mart 2015 Salı

Entecontec

Vardiyası bitmek üzere olan iki polis son sigaralarını içiyorlardı haydarpaşa garının merdivenlerinde.Hala oraya bırakılmış bir bebeğin farkında değillerdi.Süryani bir babanın ve müslüman bir annenin oğlu olan Entecontec yanı başlarındaydı.Neyse ki genç polis sigarasının son dumanını ciğerlerine dolduğunda sigarasını attı o an gözleri izmaritin izlediği yolu seyretti ve  yanında duran beyaz bir gölgeye doğru süzüldü gözleri.Bir kımıltı gördü,ona doğru yürüdüğünde bir bebek fark etti,kucağına aldı onu bir gözü mavi diğer gözü yeşil bir bebekti bu.Karakola gidip ailesini bekledirler,duyuru ve ilan verdiler ama 1987 kasımında ailesinin bulunması pek de mümkün değildi.

Soğuk bir kış gün yetimhaneye polisler tarafından teslim edilen  Entecontec,7 yaşına kadar orada kaldı.Her türlü işkenceye maruz kalmış,abla dediği Fatma'nın uğradığı tecavüzlere tanıklık etmişti tabi kendi ağzında başka bir memurun penisi varken.Fazla sürmedi çilesi o kış kaçtı yetimhaneden.Daha kötü şeyler görsede dönmedi oraya,sokaklarda yattı,hırsızlık yaptı ama dönmedi bir daha o cehenneme.

Ucuz bira satan bir barda sabahlarken ailesini bulmak geldi aklına Entecontec'in.Ama yapamazdı annesinin onu terketmede önce yazdığı mektup hala yanındaydı ve göbek deliğinin üzerine yaptığı adının yazılı olduğu dövme hala silinmemişti kendini fark ettirirdi bir şekilde onu korktu.Gitmek istedi ama hala içiyordu,bir bira daha söyleyip çıktı bardan.Tülene doğru yürürken barın tuvaletinde sardığı otlu sigarasını çıkardı cebinden kibritle yakıp yoluna devam etti.19 yaşında ve hala sokaklardaydı.

Nerede olduğundan habersiz uyandı Entecontec ceplerini kontrol etti ilk önce sokakda yaşayan herkes gibi.Açıkmış ve yarı baygındı iki gün evvel bir marketten çaldığı paranım ikiyüz lirası cebindeydi.Kahvaltı yaptı ve en yakın barın yolunu tutdu.İçti ama bu sefer o kadar ucuz başlamadı hayata viski içti,üzerine de bir kaç tane bira,yürüdü yine kimsesizliğine doğru.Genel evin önünde durdu baktı bir süre ve girdi kapıdan o da erkekti ve iki yıldır kimseye dokunmamıştı.Gel dedi bir kadın omuzlarından tutarak merdivenlerden çıkıp odaya girdiler,yatak parası istedi kadın ve soymaya başladı Entecontec'i öptü boynundan ve sıyırdı t-shirtünü,meme uçlarından aşşağı inerken 19 yıl önce kendi yazdığı yazıyı gördü,durdu ama libidosu yükselmiş Entecontec sağ eliyle ittirdi onu,ve devam etti işine kendi oğlunun penisi yalayıp,o anın bitmesini istedi kadın.Entecontec çıktı odadan pantolonunun bir düğmesi açık bir halde yoluna devam etti.Kadın bir süre sonra intihar etse de,Entecontec en yakın bara gitti yine,bu sefer uyandığında her şeyin başladığı yerdeydi Hardar paşa garının merdivenlerinde,orda İkinci kez doğdu Entecontec ..

kendimi zamana bırakamıyorum, bıraksam çok üzüleceksiniz

ikimiz beraber bir kavgaya tutuşuyoruz
acının getirdiği her kelimenin ağırlığı kedinin üstünde
kedi miyavlar, belki ağlar, sen üzülürsün
ben pek umursamıyorum her zamanki halim

ikimiz beraber bir balkona tutunuyoruz
düşeceğimizden değil de maksat heyecan yaratmak
temmuz ortası, gözlerin deniz, saçların onun dalgası
terliklerimden çıkan sese bile sinir oluyorsun, hakkın var
o haldeyiz, türk filminde belkiyiz
öyle vahim durumlar tarlası

ikimiz beraber bir evde oturuyoruz
üçüncü senemiz, yeni doldurmuşuz
kendi çalışma odalarımız var ve kendi tuvaletlerimiz
sosyallikten anladığımız şeyler
bencillikle süslenmiş, ev eşyası haline getirilmiş
uyuşturucu deneyimlerimiz

ikimiz beraber bir telefon bekliyoruz
fakat numaralarımız ayrı
kafanın içinde, ikimiz için de
büyük savaşlar verdin
yenilmedin de biraz gerildin diyorum
anlarsın, gözlerine baksam pek de kızmazsın
bakmama izin vermiyorsun

ikimiz beraber bazı arkadaşlara küsüyoruz
intikam istiyorum ey insanlık ama kendimden
beni yalnız bırakın, demek ki yalnız bırakılmam lazım
bir kere de doğruyu yaparak üzeyim insanlığı
bir kere de duyurlı bir vatandaş olarak isteneyim yanınızda
ya da doğum günlerinizde, cenazelerinizde, isteyerek bulunayım
bulunayım ki öyle büyük bir intikam alayım
geçmişimden, geleceğimden
atamadığım adımlar yarın abimlerin geleceğinden
yoksa ne duracağım,
ben mi duracağım
sen benim durduğumu hiç gördün mü

1 Mart 2015 Pazar

görülmedi 10

Olmuyor be Rıfat abi ne yapsak ne etsek elimize veriyorlar defteri...istediklerimizi geçeli cok oluyor istediklerimiz dahi olmuyor...hep ama hep ama hep ne kadar çok ama var ve ne kadar çok keşkesi olan adam sanki hepsini bizim mahalleye koymuşlar... ve kilitlemisler üstümüze dünyayı...iki sokak arasında ne çok hikaye anlatılır bu sokaklarda mutsuzluk üzerine...zarı hepyek kuşu karga insanı kara...geçen kahveyi açarken Ahmet abi 'tuzakların büyüğünden sana sığınırım' dedi açarken kepenkleri küçüklerine hepimiz razıyız ne de olsa bu şehrin en köşe yerinde hayatında köşe olamamışlarin hikayeleri hep tuzak nede olsa...değişen hiç bir şey yok be abi hassiktirleri günde üçe çıkardık o kadar... o kadarda aabartma beooggglum dersin sen şimdi bilirim bilirimde kafamı çıkardım çıkaralı hep aynı terane...