13 Kasım 2014 Perşembe

Dalyan'da tepenin arkasından göle doğan dolunay ve beyaz Broadway

Benim için zor iştir birini anlamak
Sevmiyorum zorlukları
Bir ormandaymış gibi,
mevsim de kışmış gibi yürüyorum
Zafer yok, kaban yok
ayaklarımdan biri de çıplak
ay doğunca küçülür eşyalarım
Ayağım ondan çıplak
çabuk ol gel bak
Eşyalara değil, aya bak
Sevgiyle kazandığım, hakkım olanları
Ceza olsun diye gizledin ya ona anlat
Sessizce dinleyip, seni rahatlatacak
Gelip bana anlatacak.

Şimdi de bir sahilin kokusuna,
Daha önce hiçbir şeye olmadığım kadar varım diyorum. ama yalnız bu değil,
Bir de 'rakılar içmişiz, birbirimize girmişiz akşamları'ndan
evlere (bizim olmayan evlere) beraber döndüğümüz gece yarılarına da
varım demek istiyorum
üç biralık umutluyum.

İzmir istanbul uçağında
Beyaz boşluğa baktım baktım yoruldum,
Kafamı yasladım, uyudum on dakika kadar
Seninle olan aramız yani kilometre formundaki aramız
Yani kilometre formundaki aramıza sığan köyler
birleşip il, İller birleşip devlet oldukça
Sıkıntılı oluyor gezegenin istanbul denilen
ve tarihte başka isimlerle de anılmış bölgesinde uyandığım sabahlar
Sevmiyorum sabahları.

bu kadar insan
Koku alabiliyorken nezle olmadıkları zamanlar
ve bu kadar insan bu kadar insanı bu kadar fazla sevebiliyorsa
Bir o kadarının da sevmemesini normal karşılamakta fayda var.
Üç sigaralık mutsuzum
Sevmiyorum normal karşılayanları.