26 Ocak 2016 Salı

Geçmeyen zamanlar

Sonra vakit geçti biraz, gündelik telaşelerden, arkadaş sohbetlerinden,evde vakit geçirmekten, yeni insanlar tanımaktan sıkıldık.Yine dönüp birbirimize baktık. Aynı şeyleri gördük ama korkmadık, korktuk da belki de ama belli etmedik. Yine aynı şeylerin bizi üzmesinden. Zihnimizde yarattığımız ve hiç olmayan gerçekliklerden korkardık. Bi süre dinlenip soluklanırdık. Göz göze gelmememiz lazımdı, ötesi berisi yok o zaman yine mahvolurduk. Eğer yine değseydi kanlı gözlerimizden bedenimizin sureti. Gene uykuya dalarken düşünürdük sadece birbirimizi, ve ya başka bir bedende kaybolurduk.bSabahlar daha kötü bir başlangıç olmazdı belki de biz sadece birbirimizin olurduk.

Unutulurdu tüm bunlar, tüm günahlar affedildiğin de belki, avucumuz da bir başkasının elleleri olmasaydı. Geri dönüp bakmazdık maziye belki, o hasretle özlenen günler çok uzakta olmasaydı. Mesafelerin bir önemi kalmazdı belki de, o son öpücük resmine konmasaydı. Yaşanmasaydı keşke o ilk heyecan, her şey ilk günkü gibi kalsaydı demeseydik. Her zaman dinlediğimiz o hüzünlü şarkılar daha bir ağır gelmezdi belki de biz hiç bir araya  gelmeseydik. Farkında olmadan da bitebilirdi her şey, aynı şeyleri göremeseydik. Bir daha hayalimize bile gelmezdi mazi, zamansızlık yayılmasaydı  dört bir yana.Unutulurdu o gözgöze geçen geceler hiçbiri o kadar uzun sürmeseydi.