9 Haziran 2013 Pazar

19/3 (kafam da deli sorular)



bu şehirden gitmem/bu şehirden gitmek fikrine o kadar inanıyorum ki şu sıralar cankurtaran'da bir banka oturup "Bu şehir arkandan gelecektir.
sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın, " diyen kafavis'i tekrar etmekte bir işe yaramıyor...
"ey şehir sen yoksun" diyorum sultanahmet meydanına çıkarken ezginin günlüğü'ne eşlik edip bu ağaçlar bu evler bu insanlar bu gazeteler fotoğraf çekenler ve hatta turistler hiç biriniz yoksunuz ulan!! bir tek şu gölge de mayışmış kedi diyorum içimden...
git oğlum bu şehirden diyorum tencere ve tava sesinden ve tomalı ağbilerden uzağa... evlerinden güneşi göremeyenler şehrinden git diyorum topraksız ağaçsız çocukların şehrinden...
ne kadar kötü olabilir ki 2 adım toprak için yol refüjlerinde yol kenarlarında piknik yapanlardan ne kadar kötü bir yer olur ki diyorum gideceğin yer

ne dersin sokakların da biber gazı kapsüllerinin olmadığı çocukların güneş göreceği şantiyelere dönmemiş ve halk otobüslerinin halk konservesi olmadığı bir yere gitsek...senin foursquare'den yer bildirimi yapamayacağın benim twit atamayacağım yerlere...

hani böyle kimse de olmasın hani olur bir çocuğumuz olursa bulacağı ilk kalemle duvarları karaladığında ayıplayacak kimseler yani
hani böyle edip cansever'in dediği her şeye yetişilen hiç bir şeye geç kalnmayan yerlere hani onun dediği gibi ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini bir dantel gibi işleyeceğin yerlere

sosyal/sosyal yaşayacağımız yerlerden toprak üstün de çocuk büyüteceğimiz yerlere gitsek kırsak ablukayı hmm ne dersin...?

...ruhi...

-oğlum sahiden bu mektubu vermeyeceksin değil mi daha tanımadığın bir kıza

+bu da mı gol değil?

Hiç yorum yok: