21 Haziran 2013 Cuma

Eksen Eğikliği: 6 Ay Gece

Eksen eğildi.

Bir gecede milyonlarca yıllık dünyanın ekseni eğildi.

Yaşadığım ülke karanlıkta kaldı.

Hiç birimiz ne yapacağımızı bilemedik önce. Telaşla öfkeyle, korkarak sarı lamba ışıklarının, floransanların, titrek mum ışıklarının aydınlattığı odalarda konu hakkında tartışıldı.

Jeopolitik konumuzun değişmesi yüzünden önemimizi yitireceğimizi düşünenler oldu. Allah’ın kudreti diyenler oldu. Amerikan - İsrail ortak yapımı bir oyun dendi.

Ben, hiç bir şey demedim.

Devlet, konuyla ilgili hemen bir koordinasyon merkezi oluşturdu.

Sonra yerli bilim ve din insanları, sorunu çözemeyince dünyadan yardım istediler. Araştırma yapmak için dünyanın en başarılı bilim ve din insanlarından kurulu bir ekip geldi.

3 ay geçti. Büyük kavgalar oldu. Bir atom bilimci, Macar bir hahamın kafasında sandalye kırdı. Uyuyakalan Papa’nın asasını çalan bir din bilimci, İsviçreli Muhafızlar Kıtası tarafından yakalanınca linçten zor kurtuldu. Bir Pagan şamanı, aşık olduğu jeolog için voodoo büyüsü yaparken kaldığı otel odasında yangın çıkarttı.

Çıkan yangından 2 hafta sonra bir karar verildi. Kararı Diyanet İşleri Başkanı ile Stephen Hawking birlikte açıkladılar. Papa, asası çalınınca ülkeyi terk etmişti.

Karar: Eksen eğilmişti.

Sebep: Bir yere kadar Allah’ın takdiri, bir yerden sonra uzun bilimsel açıklamalardan ibaretti.

Ve artık 6 ay gece, 6 ay ise gündüzü yaşayacaktık.

Şaşırdık. Bunu yaşayan başka ülkelerde vardı dediler. Ama bir anda olması acayipmiş, onunda üstünde çalışıyorlarmış.

Duruma alışmamız için tüm bunlar yaşanmadan önce şu yaşadığımız durumu yaşayan ülkelerden insanlar davet edildi. Bize yaşam koçluğu yapacaklardı.

Evlerimizi bu duruma göre nasıl dekore etmemiz gerektiğine dair bir kitap yazdı gelen bir İsveçli. Yaratıcı fikirlerinden dolayı hükümet tarafından Karanlık Ayları Kontrol Başkanlığı kurdurulup, başına geçirildi.

Sürekli gece olduğu için gündelik işlerimizi yapmanın pratik 5 yolunun tarifi ile ilgili bir kurs programı hazırlayan Greenland’li, devletten gelen iş tekliflerini kabul etmeyip, özel sektörde kalmayı tercih etti ve garajını en iyi arabalarla doldurdu.

Geçicek dendi. Ne kadar zor olabilirdi ki…

Niktofobisi olan insanlar intihar etmeye başladı.

Geçicek dendi. Ne kadar zor olabilirdi ki…

Ağaçlar güneş ışıksız kaldı. Eldeki ultraviolet lamba stokları yok denecek kadar sınırlıydı. Onu da zaten zenginler kendi çocuklarının gelişimlerinin doğru devam etmesi için alıp evlerine taktırmışlardı.

Araştırmalarını sürdüren Stephen Hawking ile ülkemizin ünlü medyatik güzellerinden biri arasında aşk haberi çıktı. Magazin dünyası bu haber ile çalkalandı.

Ben ise zorlansam da işe gidiyor, evdeki tüm vakitlerimde de uyuyordum. En önemli ve en zor bulunan şey aydınlatma ürünleriydi. Fabrikalar stok yetiştiremiyor, bu da fiyatlara yansıyordu. O yüzden bir süre sonra gazyağı kullanmaya başladım. Gazyağının kokusu ilk başlarda midemi bulandırsa da artık alışmıştım.

5 ay 29 gündür dünyanın ekseni eğikti.

1 gün sonra güneş doğacaktı.

Güneşin doğuşunun en güzel, daha önce kimsenin adını duymadığı, şehirlerarası otobanın kenarındaki bir köyden izlenebileceğine dair bir haber çıktı, önceden ‘sabah postası’, ‘gündüz neşesi’ gibi isimleri varken şimdi geceye dair isimler taşıyan gazete ve dergilerde.

İnsanlar hemen rezervasyonlarını yaptırdılar güneşin doğuşunu en güzel yerden izlemek için. Güneşin doğacağı sabahın gecesi köye sadece rezervasyonu olanlar alınıyordu.

Ben o gece yalnızca artık geceden korunmak için kapattığım yatak odamın perdelerini açmış, uzandığım yataktan dışarıya bakıyordum.

Açıklanan imsak saati 06:47.

O gün toplam kayan yıldız sayısı 34.

Benim 5 ay 29 gün boyunca gökyüzünde gördüğüm casus uydu sayısı ise 13.

Saat, 06:46. Köy camisinin megafonunun mandalına dokunan imamın nefesi duyuldu köyün içine dağılmış hoparlörlerde..

Herkes ellerini havaya kaldırdı.

Köy camisinin imamı yanında duran ılık sudan büyük bir yudum alıp, boğazını yumuşattı.

Geri sayım başladı.

10.9.8.7.6.5.4.3.2.1.0

Alkışlar, çığlıklar, ıslıklar eşliğinde köy imamı ezana başladı.

Ezan bitti. Alkışlar, çığlıklar, ıslıklar devam etti.

Herkesin yüreği, ruhu ve en önemlisi karanlık yüzünden artık bir kedininki kadar keskin gözleri ufuk çizgisindeydi.

07:03. Ufuk çizgisi kızarmaya başladı.

Herkes yanındakine sarılıyor, gülüyor, ağlıyordu.

Köyden canlı yayın yapan bir kadın muhabir şöyle geçti anonsunu: ‘-Evet, şu anda burada insana dair bütün duygular sel oldu akıyor adeta’.

07:10. Ufuk çizgisi kıpkırmızıydı.

Devlet tarafından hazırlanmış olan havai fişek gösterisi başladı. O özel şafak vakti için yüzlerce havai fişek hazırlanmıştı. Havai fişek ne kadar karanlıkta olsak da medeniyetin simgesiydi. Sırayla atılan fişekler gökyüzünde görsel bir şölen yaratırken, yapılan açıklamada kullanılan fişeklerin kuşlara hiç bir zarar vermediği söylenmişti. Zaten etraftada hiç kuş yoktu.

Atılan fişeklerden gökyüzü özlenen gündüz gibi aydınlıktı. Köydeki insanlar çılgınlar gibi eğlenirken, evlerinde kalanlar böyle bir şöleni kaçırdıkları için üzgündüler.

07:30. Havai fişek gösterisi bitti.

İnsanlar tekrar ufuk çizgisine döndüler. Güneş, titrek vaziyette gökyüzünde kalmaya çalışıyordu. İnsanlar hep bir ağızdan güneşi gaza getirmek için bağırıyordu.

07:47. Güneş göründü. Ama sadece 1 saatliğine.

Dayanamadı. Olmadı. Titrek ışıkları söndü. Birileri tarafında bacaklarından aşağıya çekildi. Hem de 1 dakika gibi bir sürede.

07.49. Köy halkı ve köye dışarıdan gelenler arasında çatışma başladı. Turistler kendilerinin ticari bir komploya kurban gittiğini söylüyorlardı barikat kurarken, elindeki çapa ile turistlerin üzerine koşan köy muhtarının aklında ise ahırdaki hayvanlarını kurtarmaktan başka bir şey yoktu.

07.51. Yaklaşık 2 saat sonra başlayacak bir işim olduğu için – Greenland’li hocadan aldığımız eğitimler sayesinde artık eski formumuzda çalışabiliyorduk- yatak odamın perdesini kapatıp, biraz uyumaya karar verdim.

6.ayın ilk sabahında ülkede şimdiye kadar yaşanmış en büyük iç çatışmalardan biri olmuştu. Devlet olayların içinde kendi olmadığı için rakamları açıkladı. Binlerce kişi ölmüş, yüzlerce dönümlü ekili arazi ateşe verilmiş, ağırlıklı büyükbaş olmak üzere bir sürü hayvan telef olmuştu.

6.ayın ilk sabahında Diyanet İşleri Başkanı bu sefer tek başına bir açıklama yaptı. Yapılan araştırmalarda varılan sonuçlarda sapmalar olduğunu söyledi. Güneşsiz geçen bu zor günlerde hepimizi birlik ve beraberliğe davet etti, ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek konuşmasını bitirdi.


Hiç yorum yok: