20 Ekim 2013 Pazar

İnsanımsı Ayin [Dönüş]



"Tatlı ve çok kutsal bir içkidir sevgi,
Tanrım kan olarak duyumsar, bense şarap."
Wagner'in Parsifal'i La bemol major bir temayla başlar, yedi nota boyunca temposuz devam eder, akortsuz bir arpejle yükselir, ritmik, armonik ve melodik bir Do minör ölçüyle sona erer. Bu tema bütün prelüd boyunca gelişerek devam eder ve yaralı Amfortas'ın sunakta sunduğu, sonrasında da ona geri sunulan ekmek ve şarap biçiminde lütuf olarak ortaya çıkar. Temanın prelüd'e hakim olmasının sebebi; Aşai Rabbani'nin anlamı sözlerle ya da eylemlerle değil müziktedir. Müzik dramayı, dışında Prelüd'ün uzun senfonik tefekküründe gelişmiş bir duygu katar.[rS]
 
Otobanın ortasında çakılı kalmaya mahkum olduğumuz an fiksasyonlara benzer.
 
Seyahatin sonuna yaklaşırken aynı Aşai Rabbani ayini gibi "zamandan bağımsız olanın zamanla kesiştiği bir nokta" dayız.
 
Seyahatin her anı, aslında inanç eşiğinden çıktığımız andır. Gişeleri geride bırakırken dünyayı bir cehennem olarak görmeye başlarız; bir cehennem ki insanın başka birinin şeytanı olmak zorunda olması yüzünden Dante'nin cehennemini bile aşar.
 
Arabalı vapurdan Deniz'in öbür tarafına geçerken kıyıdan son bir kez varlığın kalbine bakmışızdır.
 
İşte seyahatin sonlanması budur.
 
Aynı Hıristiyan tasavvuruna göre İsa'nın kurban edilmesinde hayat bulan özlem gibi sözlere dökülemez bir an. Ancak ve belki müzikle fark edebileceğimiz.
 
Seyahatin sonunda müziğin açtığı kesitten agape ilkesine yönelebiliriz. Yani dostluğun zevk verdiği münasip bir sığınak bulmak ve içinde kuytu ve yassı olarak zamanı seyrelemek için.
 
Etrafta kol gezen çılgınlıktan kaçıp düşünmenin mümkün olduğu bir evren bulma hayalidir, vapurun köşesinden sonsuzluğu boylamak.
Ancak şehrin en büyük acısına tanıklık edebilmek için erken aşamalarda öğrendiğimiz şey "var olabilmek kafayı çekmek demektir" ilkesidir.
Geri döndüğünüz beşeri dünyanın en ücra köşeleri dahi keşfedilmiştir.
Fakat ayrıldığım ve geri döndüğüm şehrin aynı olmadığını varsayarak söyleyebilirim ki, kurmaya çalıştığımız sistem ancak yok olmayı seçtiğimizde anlam kazanacaktır. Otobandaki çizgilerin kaydettiğiniz hızdan birbirlerini silmeye başladığı andaki gibi.
Dönüş yolunda unutulmaması gereken, kişiliğimiz un ufak edilirken, dağılan parçaların bir gün birleşip fildişinden bir kule olabileceği ihtimalidir.
Bu noktada "Her birimiz kendi kurduğumuz hayaliz sadece" diyerek geri dönmeyi seçen adam, belki de kendi en yüce dramanın kahramanı olmayı sürdürmek zorundadır.

(LCO!12 bayram trafiği ayini: disonans'a gönderge)

Hiç yorum yok: