2 Temmuz 2014 Çarşamba

-Ruhi-



“daha önce musa’nın öldüğü yere hiç gitmedim”

Bir şehri ne zaman özler insan? Bir şehri ne zaman unutur? ne zaman alışır bir şehre?  Ne zaman nefret eder? Hangi şehrin hangi yerin de hangi insanın yanın da kaç kere tekrarladım bunları ve  ne zaman tekrarlasam korktum, her korktuğum da başka bir şehir de açtım gözümü, kavafis’in o dizeleriyle karşılaşmaktan, başka bir şehir bulamamaktan, yenilmekten, yenilmiş bir adam gibi görünmekten korktum.

ne zaman korksam başka bir şehre gittim. başka bir adam oldum.kimseye hikayemden bahsetmedim ilk ne için çıkmıştım o şehirden üniversite’mi? yaşım kaçtı 20. ya musa? musa nerdeydi? neresindeydi bunca hikayenin? en başında mı? Sahiden musa var mıydı? yok muydu? musa kimdi? musa yı unutabilir miydim? Görmeye cesaretim var mıydı? ölmüş müydü? ne zaman ölmüştü?

aynadan dönen suret gibiydi musa, ona baktıkça kendimi görürdüm.yedi yaşındaydım omzu omzuma değmişti. aynı okul da aynı sıradaydık. ben susardım, o konuşurdu. o düşünürdü, ben yapardım o varken ne bir eksik ne bir fazla. Peki ya şimdi? Şimdi burada bilmem kaçıncı şehir musa dan sonra… bilmem kaçıncı ay musa sız… şimdi tamda burada kim ne kadar eksik? musa  dost… musa kardeş… yar yanağından gayrı  ne varsa  paylaşmıştık musa’yla suçu, dayağı, tütünü, topu, yatağı, oyunu, her şeyi musa’yı  nerden anlatmaya  başlasam hikaye hep bir eksik…  musa koca çocuk…musa öyle kolay anlatılır mı? musa sığar mı ki kağıda?

18 de liseyi bitirdik 19 da aynı dershanenin aynı sırasındaydık yine, 20 de ben gittim üniversiteye, 21 in de o 6 ay sonra ölüm haberi geldi. cenazesine gitmedim korktum. haberden sonra 3 ay kendime gelemedim ölsün istemedim ben yaşadıkça yaşasın istedim eskisi gibi olsun istedim. her arada kaldığım da ona sordum. onun gibi düşündüm. sonra onun gibi düşünen beynimle tartıştım, tıpkı hayattaymış gibi. hiçbir kavga ya onunla sırt sırta verdiğim gibi girmedim, hayatıma giren hiç kimseye ondan bahsetmedim, onun la olan bütün hayatımı dondurdum o mahalleye bir daha uğramadım geçip gidemedim o sokaklarda onsuz aileme ailesine bütün geçmişime bir daha dokunmadım onu tekrar öldürürler diye tekrar öldüğünü duyarsam dayanamam diye korktum.

adım ruhi,  hikayemi anlatmayacağım –ki tek başına pekte matah sayılmaz ama insanlar musa’yı bilsin istedim. adımı dedem koymuş doğduğum da. ne anlama geldiğini ben bile unuttum.  şimdi burada bu adanın tam ortasın da musa yla aramız da sadece bir deniz varken  ruhi ne diye sorsanız arafta ki derim.

adım ruhi, bunun ne önemi var bilmiyorum. bugün tam 12 sene oldu. 12 sene ye onlarca hikaye sığdırdım ama bir tek musa’yı içime sığdıramadım. adım ruhi onca zamandır kimseye çarpmadan geçiyorum aranızdan, 12 senedir yemek tuzsuz, 12 senedir çay bayat ve 12 senedir bir serçe konmadı camıma.

adım ruhi, ve ben musa değilim.

musa’nın öldüğü gün en sevdiğim şehri en sevdiğim adama bıraktım insanlar adına gitmek dediler

Hiç yorum yok: