11 Nisan 2015 Cumartesi

tüm mutsuzluklarımızı birleştirince ortaya kocaman bir mutluluk çıkıyordu

korkularıyla yüzleşemiyor insan çocukluğu ağaçlara takıldığında
kıyısında ateşler yanan sahil kasabasının 
tek gecelik, toz halinde küçük poşetlere konmuş iskeleleri
ikimize de yalnızlığımızı gösteriyordu 
hem de parmakla; ayıptır.
üşümüyorduk ama ikimizdik
ay en çok sana yansıyordu doğduğunda
kanlı tutulmalara karşı pek direnemedik

düşününce az zamanda ne çok yer gördük 
sevgimizi dövdük, otellerde ağladık
oysa birbirimize ettiğimiz her kötülüğü
her yalanı; yani tüm mutsuzluklarımızı birleştirince
ortaya kocaman bir mutluluk çıkıyordu; biz olmak
geç anladık

küçük şişelere konmuş sevgili özleminle
beni elbette ki anarsın
bir yandan yücesin, büyüksün
diğer yandan en çok kalbime yüksün
ama nasıl sevdim ben seni
hani tenefüsü bekler gibi
ilkokuldan hatırlarsın

ikimiz için doğru bir zaman olmayacak
ne zaman bir araya gelmeye çalışsak 
dünyada çok kötü şeyler olacak
mesela seller, depremler ve doğalgaz patlamaları

mutluluk için söylenen beyaz yalanlara kan bulaştı; şimdi tabutumu taşıyorlar
güzel annem,  güzel kardeş, güzel sevgilim
hanginiz hanginizsiniz pek emin değilim
hayallerim geçmişte kaldı,
kanıma umutsuzluk karıştı 
siz de umarım bir gün beni affedin.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Korkularımız , bir bekleyişti kimi zaman biz değilmiydik kaybolduğumuz da mutlu olan daha kaybolduğumuz da umutsuz olan, mevsimleri bile kişiselleştirdik, kanımızda ki hüzünü şiirlere sözlere yazdık ama kimse anlamadı kimse anlayamadı. Elvedalar bir şeyin bitişi gibi varoluşuydu. Yada umut arıyorduk yada bir dert ortağı... Yazınız için teşekkürler çok güzel yazmışsınız