9 Temmuz 2010 Cuma

sana laflar hazırladım

herşeyi sorgulamak üzere kafa yoran dört adem yaşadıkları beyin fırtınası sırasında zihinsel hasara uğrar ve olaylar gelişir.şimdilik anarşik eylemlerimize berberin afilli akvaryumunun karşısında ton balığı yiyerek devam ediyoruz.sanma ki böyle sürer.süpersonik hızlara erişen hadron çarpıştırıcısı gibi ilerliyoruz fakat olay atomaltı parçacıklarda gerçekleştiği için kendi kütlemizle uzay-zamanı bükmemiz vakit almakta.ondan yani.fakat anarşiden ziyade şu noktanın altını çizmemizde fayda var, eğer kral sensen monarşi aliyyül ala bir yönetim şeklidir.blogumuz çok popüler olursa kazandığımız milyor dolarlarla karayiplerden ada satın alıp -neden ada bilmiyorum, her tarafı karayla kaplı okuyucuları tenzih ederim- kendi bağımlılığımızı koyverip bağımsızlığımızı ilan edebiliriz, hutbe okutur para bastırırız, hatta seçme hakkı verip seçim yaptırmayız falan.ha? ne dersin? güzel olmaz mı? hem seninde hoşuna gidecek? velhasılkelam laf-ü güzafı bırakıp asıl  söyleyeceklerime geliyorum okuyucu,sen, yahtaktan yarısı koparılmış bir solucanın hissettiği heyecanla doğrulan ve güne küfrederek başlayan sen, sinsi gibi peşinden geleceğim ve seni delirteceğim.bütün bunların başlangıcı aslında beyin bulantısı,konuşacak çok şeyin olmasına rağmen anlatacak hiçbir şeyinin olmaması.kronik fikir kabızlığı.çığır açmak isterken kendini istemsizce gazoz kapağı açarken yakalamak ve türkçede kullanılan mastar ekinin bohem yazarlara sağladığı gizli katkıyı sorgulamak.nedir yani bu ciddiyetinin sebebi? süleyman hep başbakan,hep başbakan süleyman tavrın? bırak bu ayakları hacım, titre ve kendine gel ama gelirken sessiz ol komşular uyanmasın.

anılarımı paylaşıyorum no.1 : bugünden çok uzak zamanlarda fazla uzak olmayan bir coğrafyada bir bilge kişi ölmeden önce şöyle fısıldamıştı kulağıma "eşe i vaka um mutlak el kullün mumkin".bu da böyle bi anımdır.

Hiç yorum yok: