4 Mayıs 2015 Pazartesi

fil'in unuttukları

tuhaf küllükler var bir de okunacak duvar yazıları,
unutmaya başladım artık 1960'ları. 
şimdi birkaç uzun namlulu silahı birleştirerek adını yazacağım,
kapının önüne, sokağına, semtine; tüm arkadaşlarım 
iki gün kan ağlayacak, ben ağlatacağım.
pencereden 
plakaları, istasyonları, tabelaları say.
geçtiğin tüm şehirlerin nüfuslarını topla, 
bana böl kendinle çarp. 
ırmaklarla ayrılan ülke sınırlarını bilmiyorum fakat
tel örgüler artık elektrik taşıyor;
inanacak gücüm yok, sevgilim yarın da yaşayacak.
önümde uzun ipler var, korkmuyorum
önümüzde uzun saçlar ki sevmiyorum.
oturup dinlenmeyacek kadar tiz bir şarkısın sen;
dünyanın tüm ses mühendisleri birleşin diyorum.
gitme diye ayakkabılarını çöpe atıyorum;
tüm toplu taşıma araçlarını yakıyorum.

bundan sonra bana deniz yoluyla gelmeni istemiyorum
bu mumu ışık için değil, tüketmek için yakıyorum
şişeler ve mahçubiyetlerine hatta
camlarına, bir de yarısaydam kalbine
çünkü oradan geçicem 
mavin mi gök gözlerin mi?
bu iki olsun elbette tektir bir önceki
zaten hangi araba benzinin yanına biraz ekmek ister,
hangi kuş biraz daha ortadoğu

herkes istikrarlı bir program sonucunda zayıflar,
benim burada bir işim yok, senin var
kahvaltı hazırlayacaksın hem de tüm kıta doyana kadar.
bana ayakları yere basan cümleler kur bir şeyler söyle, 
çay oldu kalk de, 
akşam makarna mı yesek de,
ayakkabılarını içeri alsana de 

hadi biraz pratik.

Hiç yorum yok: