8 Ağustos 2014 Cuma

Tanrının arabaları

Yine bir bayram arefesi sabahı,sahibini bekleyen köpekler gibi indirdiler bizi bahçeye.Tek sıra halinde dizildik,sabahtan akşama kadar bizi döven annelerimiz başımızı okşayıp özelliklerimizi sıralıyordu.Ahmet çok uslu,Ali çok akıllı falan diye zırvalandı.Yetimhane sartlarında her türlü iki yüzlülük bakiydi buna daha 5 yaşında alıştık zaten.Bir insanın görmemesi gereken çoğu şeyi görmüş,başına gelebilecek en vahim durumlarla karşı karşıya kalmıştık.

İçimizden birinin kutal kurtarıcısı geliyordu yine arabasıyla,o arabalara kendi aramızda tanrının arabları diyorduk.Özgürlük ve merhamet kapının diğer ucundaydı çünkü.Ve bizi sadece o arabalar kurtarabilirdi.Çok geçmeden bir aile gelip beni de evlat edindi.Babam İsmalil bey,albay.Annem Ayşe hanım öğretmendi.Peş peşe doğan 3 çocuklarıda ölü doğduğu için,gelip beni evlat edinmişlerdi.Çok geçmeden birbirmize alıştık ben ilk defa birine baba diyordum,onlar da ilk defa birine evladım diyordu.Tek eksiğimiz birbirimizdik zaten.Eğitim hayatım genel hayatımdan daha başarılı geçti.Yaz tatillerinde Yalova'daki yazlığımıza gidiyorduk.O yaz komşumuzun kızına aşık olmuştum.Aslında ilk defa birine aşık olmuştum.Denize giderken beni de çağırmasına,sarı saçlarına,beraber sahilde içtiğimiz gecelere bilmiyorum ama aşık olmuştum işte.İstanbul'a döndüğümüzde telefonlarımı açmayınca anladım yine başarısız olduğumu.Üzülmedim her yaz orada olacaktı çünkü.

Daha otuzuma bile basmadan yitirdim yeniden ailemi.Beni aldıkları tanrının arabasıyla kaza yaptı anne ve babam.Yine yalnız ve sersefil kaldım.Hala İsmail beyin evinde yaşıyorum Ayşe hanımın eşyalarını kullanıyorum.Arabada aldım ama bu seferki tanrının değil...