Sayfalar

9 Ocak 2015 Cuma

hatırlamak suç değil, biraz düşünmek lazım.

her şeyi hatırlıyorum
fakat bunları ne aleyhinde delil
ne de senden kazandıklarıma ek gelir olarak kullanacağım
sadece duracağım
uzun zamandır yapmadığım kadar duracağım
zira göller kuruyor, perdeler takıldıktan bir gün sonra bile sigara kokuyor
ben hatırlıyorum, hatırlıyorum sus şimdi haklılık sırası bende
sen benden sonra doğdun bu şehre
için acımıyorsa yalan de
ki diyorsun
ama o sırada nasıl da düşünmüyorsun; ben neden yaptım
yapmamış olmalıyıım, yapamam, yediremiyorum kendime.

sana sorarken ağaçları, bu ağaçları sen kestin demedim
bu ağaçları kesmiş olma ihtimalin var,
bu ağaçları kestiğini bana söyledin, ben hatırlıyorum
üste çıkma
yatakta çık üste, ama böyle çıkma
yalansa yalandır
beni ne ilgilendirir halbuki beni sevmeden önce kestiğin ağaçlar
ben ağaçta falan değilim beni kıran, ulaşamadığım yamaçlar
bana gülmüyorsun uyanınca, görmüyorsun diye mi?
-ben seni boşuna mı gözlüklerinle daha çok sevdim-
bana kızma seni kabuslu uykundan uyandırdım diye
ben, ben derken bile en çok seni kastettim.

kıskanmıyorum hiçkimseyi
kendime sarılıyorum sesinin annece bir sinirle yükseldiği gecelerde
sana soruyorum, suçlamıyorum
suçlu gibi panik olma
suçluysan da beni yorma
suçludur panik olan,
sinirlenen her lafa, kış depremi gibi
suçludur beni yorup da yine sana gülümseten
eksi dört derecede ayaklarımı serinleten
uyuduğun saatleri kendime ev bildim
sense uyandım diye beni mutfaklara hapsettin
seviyor olmandan şüphem yok fakat
beni bu denli sevdin diye mi en büyük yalanları
hep bana söylettin

şimdi hiç inanmıyorum sana
ne burcuna ne ruhuna
kokun beni sarhoş etmez alışık olmasam da bu durumlara
beni yok ettin,
beni yok ettin.

http://www.youtube.com/watch?v=4d8o8vNTNao

5 Ocak 2015 Pazartesi

çıplak erkin koray fotoğfafı

hesaplar şimdi kapandı
ülkenin büyük gizemleri burdaymış
aklımız burdaymış, sonsuz ordaymış
hepimiz tek bir aidiyete konuk olacağız
sonsuz var ya o sonsuz
bizden bir bok olmuyor onsuz
22 az sayı kişi babında
hepsi birbirinden yolsuz
tükenmişler
teşekkürler
tek gündüz var özlediğim
günesiz ama özgür
korkulacak kadar özgür
kirli çamaşır gibi anne
yorgun metrobüs müdavimi gibi abi
herkes gibi çocukken sarışın
her oyundan atılışım /// devlet okulu yalnızlığı
o zamanlarda da bir anlamı yoktu yaradılışın
bir yarışım vardı bbir yarışım
hepimiz dayıyız
ya da dayı olacağız
amk ne gerek var alınganlığa afedersiniz
 https://soundcloud.com/kaanbosnak/ciplak-erkin-koray

2 Ocak 2015 Cuma

İzi kaldı

"Hayatta hep mutlu olursam,hayalini kuracak neyim kalır"
-Dostoyevski

Neyse yine bir akşam babamdan arakladığım sigaraları içiyoruz Nusret'le o ara daha onların bahçesi değil buralar,kamyon yaklaştı binanın önüne doğru,babası indi içinden Mehmet amca yanında bir kaç adamla birlikte eşyaları taşımaya başladılar, biz de mahallenin yeni yetme iki genci olarak yardım ettik,keşke siktir olup gitseydik ordan ama gitmedik işte o zamanlar iyi insanlardık,eşyalar bitince babası bize beş lira verdi  kabul etmedik zorla koydu cebimize parayı,gidip sigara aldık  oturduk yine bahçenin oraya içmeye başladık.Nusret "lan oğlum kızı gördün mü nasıldı ama" dedi.Güzeldi dedim.Annesinden duydum bizim okula kaydettirmişler yarın gelir hem bizi tanıyor sayılır dedi.Evet gelir dedim.Geldide zaten ama Nusret'lerin sınıfındaydı.Neyse abi orta okul bitti onlar anadolu lisesine ben meslek lisesine gittim.Tesviye bölümünde okuyup babamın torna dükkanında çalışıyordum.Ellerimde en az hayatım kadar kirliydi.

Lise son sınıftaydık galiba bir akşam konuştuk bunla bizim mahallenin orda tepe denen yer var orda buluşcaz diye,gittim eve hazırlandım en temiz kıyafetlerimi giydim,saçımı taradım,rahmetli annemin yüzüğü elimde düştüm yola,Nusret'le Hakan'ı gördüm yolda nereye lan dediler.Hiç az bi işim var gelicem dedim.Çok önemli bi mevzu var bir saate kadar gel dediler.Neyse gittim Fatma'nın yanına yüzük sağ avucumun içinde duruyo,erkeğiz ya hani ilani aşk edip evlenme teklif edicez.Oturduk bir süre havadan sudan konuştuk,sonra bu başladı ağlamaya ama ne ağlamak,ne oldu diye kaldırdım başını omuzumdan o ana kadar aşk yaşıyoruz sanıyorum ben.Hakandan hamileyim demez mi bu.Dondum kaldım,aldırmaya para yok lütfen yardım et dedi.Hani soruyosun ya sürekli sağ avcundaki yara nasıl oldu diye,o gün oldu o kadar çok sıktım ki yumruğumu yüzük avcuma saplandı.

Koşarak yanlarına gittim bunların kızı öylece orda bırakarak,Nusret açtı kapıyı nerde o oropsu çocuğu dedim,içerdi içiyodu çok derdi varya piçin,ağzını burnunu kırdım bunun zor aldı Nusret elimden.Eve gidip para aldım geri gelip tuttup yakasından,al bu parayı siktir git yediğin boku temizle dedim,tam gidiyorken Nusret gelmedi peşimden,o an o da bitti benim için.Gittim eve sabah kadar kendimi kestim,içtim,ağladım.Sonra zaman geçti tabii askere gidip geldim,tam bir şeyler düzelir sandım bu seferde babam öldü,sattım elde kalan ne varsa geldim dedemin yanına.Böyle oldu bu yara işte hoşuna gittimi hikayesi bilmiyorum ama her şey geçti bir bunun izi kaldı.

31 Aralık 2014 Çarşamba

görülmedi 8

sokaklarda delice bir kutlama var mı yok mu bilmiyorum. şimdi şu saatte şehrin burasında olmanın şehrin orasında olmayla bir farkı var mı bilmiyorum. su kış günü şu saatte sokakta kalan çocuğun acısını,  derdini, hayali (var mıdır acaba) öfkesini bilmiyorum. eve işsiz dönmek zorunda kalan adamın cebinde kalan umudu bilmiyorum.

yaşamak alışmaktır demişti bir şair biliyorum. birde her geçen gün körelen vicdanımı biliyorum. her gün görüyoruz o insanları şehrin sokaklarında, meydanlarda, banklarda, parklarda, atmlerde (ne ayıp değil mi) ve gözgöze gelmemeye çalışıyoruz genelde, adımlarımız hızlanıyor hatta bazen yarım ağız bir dua yada 1lira belki dertleniyoruz biraz sonra 'ben ne yapabilirim ki' diye bir yalan uyduruyoruz vicdanımıza arkamıza bakmamak için ve bu döngüyü o kadar sık tekrarlıyoruz ki körele körele ne vicdan kalıyor ne.....

sonra oturup bir şeyler yazıyoruz bunun üstüne tüm yavsaklığımızla vicdanımızı (ki eğer hala kaldıysa) rahatlatmak için  (ki böyle birşey mümkünse

Kamuran'ın Ablası

Kamuran'ın ablası sağırdı,biz çocukken de sağırdı şimdide sağır.Aslında duymak istemiyor bizi,görüyor ama bakmıyor.Yaz tatillerinde bizim bakkalda çalışırdım ben,gelip giderdi bizim dükkana eline tutuşturulmuş kağıdı verirdi,babam siparişleri hazırlar bende para üstünü verirdim.Bir keresinde Fehmi amcaya bira almaya geldi,babam dolaptan biraları alırken'orospu çocuğuna bak kızını yolluyor bira aldırmaya'dedi.Kamuran'ın ablası duymadı bunu tabii,o gidince niye öyle dedin baba dedim.Boşver sen işine bak dedi.Sonraları öğrendim ki,döve döve sağır etmişti kızını,suratında inleyen tokat sesleriyle sağır etmişti,ettiği küfürlerle sağır etmişti,ilk tokadını daha anne karnında yediğinden sağır etmişti,ve ben çocuk değildim artık ama Fehmi amaca hala orospu çocuğuydu,O gece Kamuran'ı da dövmüştü.Sırf eve biraz geç gitti diye hem de.Diğer gün gittim bekledim kapılarının önünde.O an Kamuran'ı da nasıl dövdüğü/dövmüş olabileceği geldi aklıma.Karışma oğlum siktir et,hem sanane lan babası dedim kendi kendime ama bekledim o gece eve gelmedi Fehmi.Sabah dükkanı açarken Kamuran'la annesini gördüm,seslendim duymadılar yoksa onlarda mı sağır olmuştu.?

Bir saat sonra Fehmi geldi,dükkkanı öylece bırakıp binaya girene kadar peşinden gittim.Tam anahtarı kapıya takıp eve girdiğinde beline bir tekme vurup hole yığdım öküz gibi bedenini,bağırdı ama kimse duymadı evde olan tek kişi Kamuran'ın ablasıydı! Sus lan orospu çocuğu deyip.Salona kadar boynunda tutup sükledim,düşmenin etkisiyle kollarını kırılmıştı avaz avaz bağırıyordu ama Kamuran'ın ablası duymuyordu.Tek bacağının üzerine basıp,kulağına doğru eğildim bir daha kızlarına ve karına el kaldırma,kaldırma ki sen burda eşek gibi inlerken o arka odada hiç bir şey olmamış gibi kitap okumasın,kaldırma ki iki kolun kırıldı diye sevinmesin,sen yokken değil sen varken rahat etsin,baba denildiğinde iç çekmesin.Fehmi gözlerini dikmiş bana bakıyordu,salonun kapısını kapatıp çıktım konuşurken o sinirle ayağınıda kırmıştın itin,o sırada Kamuran'ın ablası mutfakta yemek yiyordu içerde babasının ne halde olduğundan habersiz,önündeki yemeğe bakıyordu,hem nasıl haberi olabilirdiki Kamuran'ın ablası sağırdı!

30 Aralık 2014 Salı

eşik

gidiyorum eşiği.

            parmak hesabı 25 yeni deniz ekledim haritama
kayığından bıçaklar fırlatan soyunmaktaki kadın,
artık suya girebilir.
suç tarihinde yerini alacak elbette
bir cinayet aleti olarak saçların.
bu kadar şeyden sonra ikiyi geçse geçse
yirmi geçebilir.

                                                                                                                                                                        yürüme mesafesinde 25 yeni deniz ekledim haritama
en mavisinin adı kırmızı.
kullandığım bütün ilaçlar
evimde parmak izi bırakmamak için kış inmeden
taktığın eldivenlere cevaptı.

                                                                                                                                                                         kafası hariç 25 yeni deniz ekledim haritama
en güzel yüzölçümü bile seninkiyle yarışamaz.
fantastik hayallerime seni katamam,
süpermarkette karşılaşmak hariç.
orada kalacağına uyuya kal
ben seni izlerim, problem olmaz.

                                                                                                                                                                               allah kabul etsin 25 yeni deniz ekledim haritama
birinin bile sana kıyısı yok.
sevgilim, ben mutsuzken hep metrobüse binerim.
sen, şarj aletin yanındaysa bana biraz medeniyet al
ama ben, bazı şeyleri hiç konuşmamayı yeğlerim

27 Aralık 2014 Cumartesi

görülmedi 7

öncelikle harika bir yıl değildi (facebook yalan söylüyor)  ama illa teşekkür etmem gerekirse beni aranızdan süzülürken bu sene de fazla görmediğiniz için size teşekkür ederim. yalan değil ben bir geçiş olarak algılıyorum hayatı (yani sevgili okur hepimiz öleceğiz) bunu bilmek kötü mü iyi mi hala karar veremedim (ama bana biraz iyi gibi geliyor) yani sonuçta hepinizin bildiği gibi insan dediğin yavşak bir şey biraz huop dur bakalım denmeye törpülenmeye ihtiyacı var. dediğim gibi bu sene de beni görmeyen herkesi tek tek tespit ettim takriben 5.963.367 kişilik bu insan topluluğuna teşekkür ederim memnuniyetsiz hayatlarınıza beni davet etmediğiniz için (bazılarınız memnun olabilir ama ben o azınlıkları her zaman ki gibi yok sayıyorum) hatırlayanınız varsa eskiden at arabasıyla kavun karpuz satan bir adam vardı onu tanıyan gören varsa selam söylesin. ben on yıldır görmüyorum ne acaip değil mi on yıldır görmek istediğiniz birini goremiyorsunuz ki bunun süpermarketlerle bir ilgisi var. he birde sokaklarda muhallebi satan amcalar varsa hala bana onlardan bir muhallebi getirecek insan evladına teşekkür ederim. son olarak yeni yıla girmeden önce şöyle kuvvetlice bir siktir çekmek istiyorum. (yavşakşın zuckerberg)

26 Aralık 2014 Cuma

kayboluşu kabul etmek #1

çift kaşarlı tost ve sessizlik
başarılı olduğum konulardan sadece ikisi
hatta belki sadece ikisi
bunlara rağmen neyi değiştirdi ki
kalbimin üzerinden sucuk zarı gibi soyduğun
önemsiz, yarı saydam derisi
kurutulup saklansın, saygı görsün ve unutulmasın istedim,
unutulmasın.
unutulmasın diyorum çünkü tüm bu halko-tobüslerini insanlarla doldurup
ayaklarına kokular süren bizim medeniyet var ya, beni unutacak o
ben de unuttum, onu çoktan unuttum, o da beni unutacak.
ve hoşlanacak bu yaptığından, dondurma yiyecek beni unuturken.
o beni unuturken ben sessizliğimi öveceğim tv programlarında
bu yüzden istiyorum ki unutulmasın sessizliğim
seni ve sarı kol tüylerini bana getiren
tek huyum, tek övündüğüm huyum
en büyük silahım, benim güzel sessizliğim.
ama bilmiyorsun, onlar da bilmeyecekler ki sessizliğim
olgunluğumun değil, cahilliğimin gönderdiği beleş bir pastır
tek yapmam gereken düzgün kontrol edip, nişan alıp topa vurmaktır
-kalecinin üstüne değil allahın salağı- köşeye vurmaktır.
ama ben zorunda mıyım
ben bu golü atmak için eğitilmedim
geliştirmeye çalıştığım ataklar da zaten pek sikinde değildi taraftarımın
kendimi övdüm, takside övdüm, gemide övdüm, radyoda övdüm
ama yatakta hiç yapmadım
sanırım beni olduğum gibi kabul edip
yanlışlarımla sevebilecek tek insanevladı
kurban olduğum cumhurbaşkanım.

23 Aralık 2014 Salı

En ölümcül mevsim sonbahardı

Halbuki umutlar vardı
daha da yaşanılası güzel bir an
ince belinden sana doğru süzülen göz yaşları
en olmadık vakitlerin suskunluğu vardı
geceyi getiren kara haberlerin,koyu saçların..
birlikte olmanın en uzun zamansızlığı vardı

Bir dile asılı kalmış umutlarınla beraber
senden geriye kalan bir biz vardı
şu an masada seni bekleyen
sigrayla küllük arasında duran yokluğun vardı
renk değiştirmiş bir ismin
bahar renginde gözlerin vardı...

Çok uzakmışcasına hiç bahsedilmeyen bir ölümün
meydanlarda kol gezdiği
ateşten dillenlerin suskunluğu vardı
kimse bilmez ama bizim burda en ölümcül mevsim sonbahardı.

Mahalle tozunu bize yutturan
gök mavi çocuklar vardı
neredeler mi şimdi
Vurdular hepsini
vurdular...
vurdular en güzel yerlerinden
umutlarından,hayallerinden,ekmeklerinden
vurdular...

22 Aralık 2014 Pazartesi

gorulmedi 6

Hayat dediğimiz verdiğimiz/vermek zorunda kaldığımız kararların sonuçlarını yaşarken vermediğimiz kararları verseydik neler olabilecegini ve buna bagli varyasyonlari düşünmekle geçen sancılı bir süreç. (Vermediğimiz kararların paralel evren oluşturup oluşturmadıgını dusunmek ise başka bir konunun konusu olsun)

Hayat biraz grift bir olgu çoğu şey içiçe geçtiği için sürekli bir tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan çıkar tartışmasının denisiklerinin içinde buluyorsunuz kendinizi. (Horozun bu konuyla ile ilgili görüşlerine de baska bir konunun konusu olduğundan ona bilahare ileride deginecegiz)

Bazı kadınların bazen çok güzel olduğunu düşünüyorum. Fakat bunun bana nasıl bir fayda sağlayacağı konusunda kararsız kalıyorum (kadınlar başlı başına bir konu)

Hee ne diyordum bu aralar kar bekleniyor. Aman diyim kalın giyinin usutmeyin.
oldu iyi geceler.