Sayfalar

Kafalarda Çiçekler Açmış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kafalarda Çiçekler Açmış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2013 Çarşamba

-içine aç kurtlar kaçmış bir akordeondan sesleniyorum buraya ayakkabılarınız ile gelmeyin

sen kaidesi kırılgan bir Rus tüfeği 
ben ise tanıdık bir şarkısı bulunmayan isminde ki z harfi gibi

usulsüz 
usulsüz sev beni

merdivenlerimi çık
kapılarımı kır 

hissedemeyebiliriz 
çünkü bilenler bilir 
yapma çiçekler 
sadece tüccarların elinin süsüdür 

yalvarırım unut parayı ve moderniz mi 
ben sadece korkutucu kıvrımlara sahip bir erkek değilim 

sana "tu" diyebilmek 
anlamsız bir an içindeysek
ya Almanya'da bir Bechett oyunu izliyoruz güzelim 
yada İstanbul'da bir otobüsteyiz 

beni kır
beni anlama pahasına kır
kes
beni sevebilmek için kes

saçlarım elinde dökülüp giderken 
ben ruhsuz düşüşlerin kadim hakimi olmaya devam edeceğim
gel
gel de seni dudağımda ki kesiğe sır edeyim

klarnetin sesi kapıyı kapattı 
demirin demiri sikiş sesi 
kaçma 
merdivenlerimi çık
kapılarımı yık 

beni dört nala ölüme koşan bir atın sağduyusundan yakala 
çünkü atlar güzelim 
dünyayı dinlemeyi bilen
yoldaşlarımız 
ola ki

unutma
unutmadık 

kır beni
üç oktavlı bir ses gibi 

şiirim bitmez
bitirme beni

4 Temmuz 2013 Perşembe

the fall

Pencere kenarında blues çiçekleri
Ansiklopedilerde bulunmayan yerlerden sesleniyorum sana
Çünkü arka sokakların haritası olmaz
Bu kadar cakaya gerek yok
Çünkü güzelim
Anadolu bizim göğsümüzde
Bak tenim toprak
Bak kaşım yarık
Bak bu akan
Bu akan var ya bu akan
Bu neslimizin imzası

Bir pencere kenarında görebilmek seni
Bir takım linç girişimlerinin sonucu olarak doğmak
Ben bir tecavüz çocuğuyum
Ben bir trenden atıldım
Ben Paris'e hiç gitmedim
Onca harf arasından tek birini elime pelesenk ettiler
Oysa biz pazarda bağıran
Boş arsada elimizi kesip
Kan kardeşi olan çocuklar olarak
Bir karar aldık
Artık karşılıksız sevdalara yitirdiğimiz kardeşlerimizin adını vereceğiz
İşte burada
Kimsenin umursamadığı sokağın yanında
Koltuğundan indirilmiş eski bir siyasetçinin meclise baktığı sulu gözlerle oturuyorum
Uzun cümleler kuruyorum
Çünkü hayatımız çok kısa

Bir pencere açıyorum şehrin en kanlı meydanına bakan
Kaldırım taşlarını öpüyorum, çok dostumuz alnında karanfillerle uzandı buraya
Biz de şimdi oturuyoruz
ve kolluk kuvvetleri aşkımıza mani oluyor
Şunca avuç içi
Şunca alın ve göz
Oysa ne çoktuk
Çok ve acemi
Öksürürken sen
Ben kendi gırtlağımı sana verebilmeyi diliyordum

Uzak sınır karakollarında sigara insan etinden pahalıdır
Bilen bilir
Ben neden hatırlamam
Yürüdüm
İnsan yüzü kadar yaşlı toprağı koydum cebime
Tüm sınırlarımı zorluyorum
Çünkü ben bir kadının
Gözleri önünce ağlayabilecek kadar savunmasız kalmayı diliyorum

Şimdi kaburgamdan dünyaya açılan bir pencereden
İzmaritler atıyoruz gelip geçenlerin düşlerine
Ben bir duvarın duygularını anlayabiliyorum mesela
Çünkü ben hiç bir işe yaramayan bir süper kahraman
Ne çok gülüyor
Ne çok soyuluyorum hayat tarafından
Neden gece oluyor biliyor musun?
Çünkü hiç bir gezegen
Soyunamaz
Gün ışığının ortasında
Şimdi çıkar şu halkanı Satürn
Çıkarda
Yatağa girelim
Bizi gezegenlikten çıkaran
Adamdan saymayan onca bilim insanına inat

Çünkü biz
Çirkinliğimiz kadar gerçeğiz

1 Temmuz 2013 Pazartesi

İnanabilirim, gökyüzüne şayet kuşlar rica ederse

Sabır, sabır ve ya Hızır hazretleri 
Yüzünü gördüğüm gün
Bir dine mensup olmak istedim
Çünkü inanmak güzelim
Sevdanın bir kaç koşulsuz şartından
İlk hece

Varşova gettosunda bir basamak olmak istedim
Yüzünü halk ezen
Bundan gurur duymak
Kuşları kafeslere tıkan herkesle
Kavga etmek istedim
Üç silahşörleri gömlek cebime sıkıştırıp
Don Kişot'un atını ödünç almak
Çünkü yeryüzü
Bir atın sırtında
Bir farklı anlam kazanır
Hep yek atsa bile
Ardı ardına
Kaybedilmeyecek anlamlar vardır

*

Yüzünü gördüğüm gün
Bir dine mensup olmak istedim
Çünkü bilirdim ki
Dağlar yalnız kalmasın diye yaratıldı kuşlar
Ve elleri sıkı
Gözünü kan bürümüş adamlardan
Kaçacak
Son yer kaldı
İşte onun adı
Yâr

Şapkalı bir "a" harfi
Bir beyefendi
Kurşun yağmuru altında
Şemsiyesini paylaşacak kadar

Seninle

*

Yüzünü gördüğüm gün
Bir dine mensup olmak istedim
Çünkü bu seri katilleri bile affedecek kadar
Merhamet sahibi olmayı gerektirir
O vakit eş anlamlılık kazanırsın
Enayi deyimleri ile
Bir takım küfürler çarpar sol omuzuma
Sağ omuzum da sen varken
Tüm Alman tankları bile
Kıpırdatamaz beni
Sen hiç merak etme

Başka türlü bir şey
İstemek
İstemek bile pahalı
Ve düşlemek

Yüzünü gördüğüm gün
Bir dine mensup olmak istedim
Çünkü gazoz ağacım
Eylem ki
Durmaktır göğe karşı
Turgut Usta'nın dediği gibi
İnanmak
Bu gülünç halde
Baksana
Onca paralel evren içinde
Düşmüş de dizleri kanayan çocuklar gibi
Bekliyorsak Tanrı'nın elinde tentürdiyot ile gelişini
İnanabilir isem bir dine
İnanırım evelallah
Senin beni sevebileceğine

*

Yüzünü gördüğüm gün
İsa doğdu bu gece
Tarih sayacı sıfırlandı
Buda ikinci hece
Zaman algısını raflara kaldırdı annem
Yüzünü gördüğüm günden sonrası yok bizde

*

30 Haziran 2013 Pazar

İbranice pardon


Başlangıç, Musa'nın elleri 
I


Ah bu yanlış anlaşılmalar
Ve insanlık teorileri
Bir bakıma tren mollaları
Bir yandan Arap şeyhleri
Yazımı zor diye
Dışlanmış bir harf gibi
Eskiden
Çok eskiden
Minnesota’da bir zenci
Olmak gibi
Bir bakıma
Ağzı dolu
Küçük çocukların
Konuşma sancısı
Az gelişmiş
Bir ülkenin
Tanrısı olmak gibi
Bazı hüzünler tanımsız
Acı
Ve halsizlik
Sigarasını dudakları arasına
Almakta olan bir kadın
Hiç bir erkek
Davranmamışsa
Çakmağına
İşte o kadar
Üstü kapalı
Küfürler
Nehrin üstünde
Elimle taşıdığım
Gemiler
Defterimin ara sayfalarına
Yuva kurmuş
O masum kırlangıç
Kızıl ve körpe
Şimdi
İçimde
Yıkık bir doğu bloğu ülkesi
Gururum demirde dövülme
Değil elbette
Kopuk bir zindan ninnisi
Ölüme giden atlar
Hep bir adım fazla mı atar?



II

Ah şu yanlış anlaşılmalar
Yahut hiç anlaşılamayan gazete haberleri
Ölüm
Bir kuşun kanadında gelmez sevgilim
Kırmızı bir kamyonet taşır gazeteleri
Ölümler
Sadece üçüncü sayfa haberi
İki dünya liderinin birbirine değen elleri
Değerlidir gırtlağı kesik bir genç kızdan





III

Ah şu yanlış anlaşılmalar
Ve parodigma
Anlamını bilmediğim kelimelere gömün beni
Onlarla gömün
Sonsuza dek düşüneyim
Toprak açtı ağzını
Yummamalı gözünü
Bir harfi üç kez tekrar edersen
Ağzında çanak antenler açacak sevgilim
Ve sen beni anlayacaksın
Dünyanın tüm dillerinde
Saati bilmem kaç dolardan
Porno kanallarda
Anlayacaksın
Uçsuz bir kıtanın
Son çeyreğinde




IV

Yanlış anlamış bir kuş
Gökte değil
Yerde uçar




V

Yanlış anlaşılmak istemem ama
Benim insanlık korkum var



VI

Hali haysiyetli bir anlaşma bu
Yanağında Lozan elçisi
Kıpırdama
Ben alırım
Sus
Sakin ol
Teninden bir ülkeyi kurtarırım
Alimallah



VII

Özür dilerim Tanrım
Onlara anlatacaktım
Ama

Çok yanlış anlaşıldım




VIII

Anladım
Anlaşılamadım




IX

Bir numara al
Bir kurdele
Ve biraz atların özgürlüğünden al yanına
Meleklere inan
Kuşlara da
Dağın ardına inan
Güneşin her sabah sezaryen ile doğduğuna mesela
İnan bana
Beni sakın yanlı anlama
Ben sadece anladığından emin olmak istiyorum



X

Artık hayatımda anlam aramayacağım

..

27 Haziran 2013 Perşembe

avuç içinde ki portakalın türküsü

Dudağın kenarına yay kurulmuş
Yine kimi vuracaksın
Ve ben ne kadar gamsızım suratına baktıkça
Bundan haberin olmasa da
-Şair burada ne demek istedi-
İşte sana bir belirsiz konu başlığı daha
Sor bakalım şaire
Yada her neyse 
Biliyor muymuş ne demek istediğini?
Oysa ki güzelim
Şiir
Ne demek istediğini bilmemektir 
İnsan konuşur
Der ki şuram ağrıyor, karnım aç yada ölüyüm
Bu ne demek istediğini bilmektir
Oysa sen hiç duydun mu koskoca adamların
İçimde kuşlar var
Ne mutlu blues öptü bizi
Bir köprü var içimde, insanların atlamak için sıraya girdiği
Diye diye
Duymadın, görmedin elbet 
Geç karşılaştık Londra'da 
Yahut başka bir kentte 

Cüssesi büyük adamların
Şiir olmasına izin vermezler 
Reçel sürülmüş ekmek yemezler mesela onlar
Korkamazlar gecelerden 
ve bir kadın gibi tatlı tatlı düş kuramazlar 

Bir kadında küfretmez mesela trafikte 
Yahut bir çocuk bir hayli ciddi aşkını ilan edemez
İşte bunlar hep yazısız yasaklar
Birde öpüşemez
İki kişi
Erkek yahut kadın
Sokak ortasında
Bakarlar

Bakmak ne korkunç bir eylemdir 
-Şair burada ne demek istedi-
Bunu ancak sen bil 
Bu şiiri yazmamak için elim titriyor 
Ve ben
Bir salkım söğüte sarılır gibi 
sarılıyorum sana

23 Haziran 2013 Pazar

fi dönemi mektubu

Tanrı dedi ki
Tüm çiçekler güzel olmalı
ve Azrail elini kana batırdı 

Bir uçurum koydular dünyanın sonuna
Bir düşüş yoktu aslında 
Bir kadının kasıklarında 
Bir tabela koydular
Ve bir dağı dünyanın uç noktası olduğuna inandırdılar 

Bir ağacı üç noktasından mühürleyip
Bulutlara konuşmayı yasak ettiler 

Tanrı dedi ki
Tüm çiçekler güzel olmalı
ve Azrail kitabı araladı

***

Türkçe karakterler kahvesi


Sıradan bir gündü, hüzün ile yıkanmış adamlar doluştuk içeri
İçeride bir demet tiyatro hüznü
Ölü bir gündü
ama bir türlü gömülemiyordu
Çaresizdik 
Üçe çeyrek kala vurdular Söğütözünü
Ben dedim
Kadir’in yakasına yapışıp 
Bağırdım 
Hareket etme sakın 
Ben dedim
Öldürme bir gecekonduyu
Radyoda “hatasız kul olmaz” diyordu Orhan Gencebay
Ve onlarca adam ufacık defterine düşlerini sığdıran ilk okul çocukları gibi
Yazıyorduk kendi kutsal kitabımızı

İlk ders
İncitme
***