sen kaidesi kırılgan bir Rus tüfeği
ben ise tanıdık bir şarkısı bulunmayan isminde ki z harfi gibi
usulsüz
usulsüz sev beni
merdivenlerimi çık
kapılarımı kır
hissedemeyebiliriz
çünkü bilenler bilir
yapma çiçekler
sadece tüccarların elinin süsüdür
yalvarırım unut parayı ve moderniz mi
ben sadece korkutucu kıvrımlara sahip bir erkek değilim
sana "tu" diyebilmek
anlamsız bir an içindeysek
ya Almanya'da bir Bechett oyunu izliyoruz güzelim
yada İstanbul'da bir otobüsteyiz
beni kır
beni anlama pahasına kır
kes
beni sevebilmek için kes
saçlarım elinde dökülüp giderken
ben ruhsuz düşüşlerin kadim hakimi olmaya devam edeceğim
gel
gel de seni dudağımda ki kesiğe sır edeyim
klarnetin sesi kapıyı kapattı
demirin demiri sikiş sesi
kaçma
merdivenlerimi çık
kapılarımı yık
beni dört nala ölüme koşan bir atın sağduyusundan yakala
çünkü atlar güzelim
dünyayı dinlemeyi bilen
yoldaşlarımız
ola ki
unutma
unutmadık
kır beni
üç oktavlı bir ses gibi
şiirim bitmez
bitirme beni
Kafalarda Çiçekler Açmış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kafalarda Çiçekler Açmış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Eylül 2013 Çarşamba
4 Temmuz 2013 Perşembe
the fall
Pencere kenarında blues çiçekleri
Ansiklopedilerde bulunmayan yerlerden sesleniyorum sana
Çünkü arka sokakların haritası olmaz
Bu kadar cakaya gerek yok
Çünkü güzelim
Anadolu bizim göğsümüzde
Bak tenim toprak
Bak kaşım yarık
Bak bu akan
Bu akan var ya bu akan
Bu neslimizin imzası
Bir pencere kenarında görebilmek seni
Bir takım linç girişimlerinin sonucu olarak doğmak
Ben bir tecavüz çocuğuyum
Ben bir trenden atıldım
Ben Paris'e hiç gitmedim
Onca harf arasından tek birini elime pelesenk ettiler
Oysa biz pazarda bağıran
Boş arsada elimizi kesip
Kan kardeşi olan çocuklar olarak
Bir karar aldık
Artık karşılıksız sevdalara yitirdiğimiz kardeşlerimizin adını vereceğiz
İşte burada
Kimsenin umursamadığı sokağın yanında
Koltuğundan indirilmiş eski bir siyasetçinin meclise baktığı sulu gözlerle oturuyorum
Uzun cümleler kuruyorum
Çünkü hayatımız çok kısa
Bir pencere açıyorum şehrin en kanlı meydanına bakan
Kaldırım taşlarını öpüyorum, çok dostumuz alnında karanfillerle uzandı buraya
Biz de şimdi oturuyoruz
ve kolluk kuvvetleri aşkımıza mani oluyor
Şunca avuç içi
Şunca alın ve göz
Oysa ne çoktuk
Çok ve acemi
Öksürürken sen
Ben kendi gırtlağımı sana verebilmeyi diliyordum
Uzak sınır karakollarında sigara insan etinden pahalıdır
Bilen bilir
Ben neden hatırlamam
Yürüdüm
İnsan yüzü kadar yaşlı toprağı koydum cebime
Tüm sınırlarımı zorluyorum
Çünkü ben bir kadının
Gözleri önünce ağlayabilecek kadar savunmasız kalmayı diliyorum
Şimdi kaburgamdan dünyaya açılan bir pencereden
İzmaritler atıyoruz gelip geçenlerin düşlerine
Ben bir duvarın duygularını anlayabiliyorum mesela
Çünkü ben hiç bir işe yaramayan bir süper kahraman
Ne çok gülüyor
Ne çok soyuluyorum hayat tarafından
Neden gece oluyor biliyor musun?
Çünkü hiç bir gezegen
Soyunamaz
Gün ışığının ortasında
Şimdi çıkar şu halkanı Satürn
Çıkarda
Yatağa girelim
Bizi gezegenlikten çıkaran
Adamdan saymayan onca bilim insanına inat
Çünkü biz
Çirkinliğimiz kadar gerçeğiz
Ansiklopedilerde bulunmayan yerlerden sesleniyorum sana
Çünkü arka sokakların haritası olmaz
Bu kadar cakaya gerek yok
Çünkü güzelim
Anadolu bizim göğsümüzde
Bak tenim toprak
Bak kaşım yarık
Bak bu akan
Bu akan var ya bu akan
Bu neslimizin imzası
Bir pencere kenarında görebilmek seni
Bir takım linç girişimlerinin sonucu olarak doğmak
Ben bir tecavüz çocuğuyum
Ben bir trenden atıldım
Ben Paris'e hiç gitmedim
Onca harf arasından tek birini elime pelesenk ettiler
Oysa biz pazarda bağıran
Boş arsada elimizi kesip
Kan kardeşi olan çocuklar olarak
Bir karar aldık
Artık karşılıksız sevdalara yitirdiğimiz kardeşlerimizin adını vereceğiz
İşte burada
Kimsenin umursamadığı sokağın yanında
Koltuğundan indirilmiş eski bir siyasetçinin meclise baktığı sulu gözlerle oturuyorum
Uzun cümleler kuruyorum
Çünkü hayatımız çok kısa
Bir pencere açıyorum şehrin en kanlı meydanına bakan
Kaldırım taşlarını öpüyorum, çok dostumuz alnında karanfillerle uzandı buraya
Biz de şimdi oturuyoruz
ve kolluk kuvvetleri aşkımıza mani oluyor
Şunca avuç içi
Şunca alın ve göz
Oysa ne çoktuk
Çok ve acemi
Öksürürken sen
Ben kendi gırtlağımı sana verebilmeyi diliyordum
Uzak sınır karakollarında sigara insan etinden pahalıdır
Bilen bilir
Ben neden hatırlamam
Yürüdüm
İnsan yüzü kadar yaşlı toprağı koydum cebime
Tüm sınırlarımı zorluyorum
Çünkü ben bir kadının
Gözleri önünce ağlayabilecek kadar savunmasız kalmayı diliyorum
Şimdi kaburgamdan dünyaya açılan bir pencereden
İzmaritler atıyoruz gelip geçenlerin düşlerine
Ben bir duvarın duygularını anlayabiliyorum mesela
Çünkü ben hiç bir işe yaramayan bir süper kahraman
Ne çok gülüyor
Ne çok soyuluyorum hayat tarafından
Neden gece oluyor biliyor musun?
Çünkü hiç bir gezegen
Soyunamaz
Gün ışığının ortasında
Şimdi çıkar şu halkanı Satürn
Çıkarda
Yatağa girelim
Bizi gezegenlikten çıkaran
Adamdan saymayan onca bilim insanına inat
Çünkü biz
Çirkinliğimiz kadar gerçeğiz
1 Temmuz 2013 Pazartesi
İnanabilirim, gökyüzüne şayet kuşlar rica ederse
Sabır, sabır ve ya Hızır hazretleri
Yüzünü gördüğüm gün
Bir dine mensup olmak istedim
Çünkü inanmak güzelim
Sevdanın bir kaç koşulsuz şartından
İlk hece
Varşova gettosunda bir basamak olmak istedim
Yüzünü halk ezen
Bundan gurur duymak
Kuşları kafeslere tıkan herkesle
Kavga etmek istedim
Üç silahşörleri gömlek cebime sıkıştırıp
Don Kişot'un atını ödünç almak
Çünkü yeryüzü
Bir atın sırtında
Bir farklı anlam kazanır
Hep yek atsa bile
Ardı ardına
Kaybedilmeyecek anlamlar vardır
*
Yüzünü gördüğüm gün
Bir dine mensup olmak istedim
Çünkü bilirdim ki
Dağlar yalnız kalmasın diye yaratıldı kuşlar
Ve elleri sıkı
Gözünü kan bürümüş adamlardan
Kaçacak
Son yer kaldı
İşte onun adı
Yâr
Şapkalı bir "a" harfi
Bir beyefendi
Kurşun yağmuru altında
Şemsiyesini paylaşacak kadar
Seninle
*
Yüzünü gördüğüm gün
Bir dine mensup olmak istedim
Çünkü bu seri katilleri bile affedecek kadar
Merhamet sahibi olmayı gerektirir
O vakit eş anlamlılık kazanırsın
Enayi deyimleri ile
Bir takım küfürler çarpar sol omuzuma
Sağ omuzum da sen varken
Tüm Alman tankları bile
Kıpırdatamaz beni
Sen hiç merak etme
Başka türlü bir şey
İstemek
İstemek bile pahalı
Ve düşlemek
Yüzünü gördüğüm gün
Bir dine mensup olmak istedim
Çünkü gazoz ağacım
Eylem ki
Durmaktır göğe karşı
Turgut Usta'nın dediği gibi
İnanmak
Bu gülünç halde
Baksana
Onca paralel evren içinde
Düşmüş de dizleri kanayan çocuklar gibi
Bekliyorsak Tanrı'nın elinde tentürdiyot ile gelişini
İnanabilir isem bir dine
İnanırım evelallah
Senin beni sevebileceğine
*
Yüzünü gördüğüm gün
İsa doğdu bu gece
Tarih sayacı sıfırlandı
Buda ikinci hece
Zaman algısını raflara kaldırdı annem
Yüzünü gördüğüm günden sonrası yok bizde
*
Yüzünü gördüğüm gün
Bir dine mensup olmak istedim
Çünkü inanmak güzelim
Sevdanın bir kaç koşulsuz şartından
İlk hece
Varşova gettosunda bir basamak olmak istedim
Yüzünü halk ezen
Bundan gurur duymak
Kuşları kafeslere tıkan herkesle
Kavga etmek istedim
Üç silahşörleri gömlek cebime sıkıştırıp
Don Kişot'un atını ödünç almak
Çünkü yeryüzü
Bir atın sırtında
Bir farklı anlam kazanır
Hep yek atsa bile
Ardı ardına
Kaybedilmeyecek anlamlar vardır
*
Yüzünü gördüğüm gün
Bir dine mensup olmak istedim
Çünkü bilirdim ki
Dağlar yalnız kalmasın diye yaratıldı kuşlar
Ve elleri sıkı
Gözünü kan bürümüş adamlardan
Kaçacak
Son yer kaldı
İşte onun adı
Yâr
Şapkalı bir "a" harfi
Bir beyefendi
Kurşun yağmuru altında
Şemsiyesini paylaşacak kadar
Seninle
*
Yüzünü gördüğüm gün
Bir dine mensup olmak istedim
Çünkü bu seri katilleri bile affedecek kadar
Merhamet sahibi olmayı gerektirir
O vakit eş anlamlılık kazanırsın
Enayi deyimleri ile
Bir takım küfürler çarpar sol omuzuma
Sağ omuzum da sen varken
Tüm Alman tankları bile
Kıpırdatamaz beni
Sen hiç merak etme
Başka türlü bir şey
İstemek
İstemek bile pahalı
Ve düşlemek
Yüzünü gördüğüm gün
Bir dine mensup olmak istedim
Çünkü gazoz ağacım
Eylem ki
Durmaktır göğe karşı
Turgut Usta'nın dediği gibi
İnanmak
Bu gülünç halde
Baksana
Onca paralel evren içinde
Düşmüş de dizleri kanayan çocuklar gibi
Bekliyorsak Tanrı'nın elinde tentürdiyot ile gelişini
İnanabilir isem bir dine
İnanırım evelallah
Senin beni sevebileceğine
*
Yüzünü gördüğüm gün
İsa doğdu bu gece
Tarih sayacı sıfırlandı
Buda ikinci hece
Zaman algısını raflara kaldırdı annem
Yüzünü gördüğüm günden sonrası yok bizde
*
30 Haziran 2013 Pazar
İbranice pardon
Başlangıç, Musa'nın elleri
I
Ah bu yanlış anlaşılmalar
Ve insanlık teorileri
Bir bakıma tren mollaları
Bir yandan Arap şeyhleri
Yazımı zor diye
Dışlanmış bir harf gibi
Eskiden
Çok eskiden
Minnesota’da bir zenci
Olmak gibi
Bir bakıma
Ağzı dolu
Küçük çocukların
Konuşma sancısı
Az gelişmiş
Bir ülkenin
Tanrısı olmak gibi
Bazı hüzünler tanımsız
Acı
Ve halsizlik
Sigarasını dudakları arasına
Almakta olan bir kadın
Hiç bir erkek
Davranmamışsa
Çakmağına
İşte o kadar
Üstü kapalı
Küfürler
Nehrin üstünde
Elimle taşıdığım
Gemiler
Defterimin ara sayfalarına
Yuva kurmuş
O masum kırlangıç
Kızıl ve körpe
Şimdi
İçimde
Yıkık bir doğu bloğu ülkesi
Gururum demirde dövülme
Değil elbette
Kopuk bir zindan ninnisi
Ölüme giden atlar
Hep bir adım fazla mı atar?
II
Ah şu yanlış anlaşılmalar
Yahut hiç anlaşılamayan gazete haberleri
Ölüm
Bir kuşun kanadında gelmez sevgilim
Kırmızı bir kamyonet taşır gazeteleri
Ölümler
Sadece üçüncü sayfa haberi
İki dünya liderinin birbirine değen elleri
Değerlidir gırtlağı kesik bir genç kızdan
III
Ah şu yanlış anlaşılmalar
Ve parodigma
Anlamını bilmediğim kelimelere gömün beni
Onlarla gömün
Sonsuza dek düşüneyim
Toprak açtı ağzını
Yummamalı gözünü
Bir harfi üç kez tekrar edersen
Ağzında çanak antenler açacak sevgilim
Ve sen beni anlayacaksın
Dünyanın tüm dillerinde
Saati bilmem kaç dolardan
Porno kanallarda
Anlayacaksın
Uçsuz bir kıtanın
Son çeyreğinde
IV
Yanlış anlamış bir kuş
Gökte değil
Yerde uçar
V
Yanlış anlaşılmak istemem ama
Benim insanlık korkum var
VI
Hali haysiyetli bir anlaşma bu
Yanağında Lozan elçisi
Kıpırdama
Ben alırım
Sus
Sakin ol
Teninden bir ülkeyi kurtarırım
Alimallah
VII
Özür dilerim Tanrım
Onlara anlatacaktım
Ama
Çok yanlış anlaşıldım
VIII
Anladım
Anlaşılamadım
IX
Bir numara al
Bir kurdele
Ve biraz atların özgürlüğünden al yanına
Meleklere inan
Kuşlara da
Dağın ardına inan
Güneşin her sabah sezaryen ile doğduğuna mesela
İnan bana
Beni sakın yanlı anlama
Ben sadece anladığından emin olmak istiyorum
X
Artık hayatımda anlam aramayacağım
..
27 Haziran 2013 Perşembe
avuç içinde ki portakalın türküsü
Dudağın kenarına yay kurulmuş
Yine kimi vuracaksın
Ve ben ne kadar gamsızım suratına baktıkça
Bundan haberin olmasa da
-Şair burada ne demek istedi-
İşte sana bir belirsiz konu başlığı daha
Sor bakalım şaire
Yada her neyse
Biliyor muymuş ne demek istediğini?
Oysa ki güzelim
Şiir
Ne demek istediğini bilmemektir
İnsan konuşur
Der ki şuram ağrıyor, karnım aç yada ölüyüm
Bu ne demek istediğini bilmektir
Oysa sen hiç duydun mu koskoca adamların
İçimde kuşlar var
Ne mutlu blues öptü bizi
Bir köprü var içimde, insanların atlamak için sıraya girdiği
Diye diye
Duymadın, görmedin elbet
Geç karşılaştık Londra'da
Yahut başka bir kentte
Cüssesi büyük adamların
Şiir olmasına izin vermezler
Reçel sürülmüş ekmek yemezler mesela onlar
Korkamazlar gecelerden
ve bir kadın gibi tatlı tatlı düş kuramazlar
Bir kadında küfretmez mesela trafikte
Yahut bir çocuk bir hayli ciddi aşkını ilan edemez
İşte bunlar hep yazısız yasaklar
Birde öpüşemez
İki kişi
Erkek yahut kadın
Sokak ortasında
Bakarlar
Bakmak ne korkunç bir eylemdir
-Şair burada ne demek istedi-
Bunu ancak sen bil
Bu şiiri yazmamak için elim titriyor
Ve ben
Bir salkım söğüte sarılır gibi
sarılıyorum sana
Yine kimi vuracaksın
Ve ben ne kadar gamsızım suratına baktıkça
Bundan haberin olmasa da
-Şair burada ne demek istedi-
İşte sana bir belirsiz konu başlığı daha
Sor bakalım şaire
Yada her neyse
Biliyor muymuş ne demek istediğini?
Oysa ki güzelim
Şiir
Ne demek istediğini bilmemektir
İnsan konuşur
Der ki şuram ağrıyor, karnım aç yada ölüyüm
Bu ne demek istediğini bilmektir
Oysa sen hiç duydun mu koskoca adamların
İçimde kuşlar var
Ne mutlu blues öptü bizi
Bir köprü var içimde, insanların atlamak için sıraya girdiği
Diye diye
Duymadın, görmedin elbet
Geç karşılaştık Londra'da
Yahut başka bir kentte
Cüssesi büyük adamların
Şiir olmasına izin vermezler
Reçel sürülmüş ekmek yemezler mesela onlar
Korkamazlar gecelerden
ve bir kadın gibi tatlı tatlı düş kuramazlar
Bir kadında küfretmez mesela trafikte
Yahut bir çocuk bir hayli ciddi aşkını ilan edemez
İşte bunlar hep yazısız yasaklar
Birde öpüşemez
İki kişi
Erkek yahut kadın
Sokak ortasında
Bakarlar
Bakmak ne korkunç bir eylemdir
-Şair burada ne demek istedi-
Bunu ancak sen bil
Bu şiiri yazmamak için elim titriyor
Ve ben
Bir salkım söğüte sarılır gibi
sarılıyorum sana
23 Haziran 2013 Pazar
fi dönemi mektubu
Tanrı dedi ki
Tüm çiçekler güzel olmalı
ve Azrail elini kana batırdı
Bir uçurum koydular dünyanın sonuna
Bir düşüş yoktu aslında
Bir kadının kasıklarında
Bir tabela koydular
Ve bir dağı dünyanın uç noktası olduğuna inandırdılar
Bir ağacı üç noktasından mühürleyip
Bulutlara konuşmayı yasak ettiler
Tanrı dedi ki
Tüm çiçekler güzel olmalı
ve Azrail kitabı araladı
***
Tüm çiçekler güzel olmalı
ve Azrail elini kana batırdı
Bir uçurum koydular dünyanın sonuna
Bir düşüş yoktu aslında
Bir kadının kasıklarında
Bir tabela koydular
Ve bir dağı dünyanın uç noktası olduğuna inandırdılar
Bir ağacı üç noktasından mühürleyip
Bulutlara konuşmayı yasak ettiler
Tanrı dedi ki
Tüm çiçekler güzel olmalı
ve Azrail kitabı araladı
***
Türkçe karakterler kahvesi
Sıradan bir gündü, hüzün ile yıkanmış adamlar doluştuk içeri
İçeride bir demet tiyatro hüznü
Ölü bir gündü
ama bir türlü gömülemiyordu
Çaresizdik
Üçe çeyrek kala vurdular Söğütözünü
Ben dedim
Kadir’in yakasına yapışıp
Bağırdım
Hareket etme sakın
Ben dedim
Öldürme bir gecekonduyu
Radyoda “hatasız kul olmaz” diyordu Orhan Gencebay
Ve onlarca adam ufacık defterine düşlerini sığdıran ilk okul çocukları gibi
Yazıyorduk kendi kutsal kitabımızı
İlk ders
İncitme
***
İçeride bir demet tiyatro hüznü
Ölü bir gündü
ama bir türlü gömülemiyordu
Çaresizdik
Üçe çeyrek kala vurdular Söğütözünü
Ben dedim
Kadir’in yakasına yapışıp
Bağırdım
Hareket etme sakın
Ben dedim
Öldürme bir gecekonduyu
Radyoda “hatasız kul olmaz” diyordu Orhan Gencebay
Ve onlarca adam ufacık defterine düşlerini sığdıran ilk okul çocukları gibi
Yazıyorduk kendi kutsal kitabımızı
İlk ders
İncitme
***
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)